in ,

Moderna ve Pfizer’in COVID-19 aşı tekniği: mRNA

Aşı, vücudun antikor üretmesini sağlayan inovatif bir biyoteknoloji yöntemi kullanıyor.

YAZI ADELE PETERS
OKUMA SÜRESİ 3 DAKİKA

Ocak ayında gizemli bir virüs Çin’de yayılırken ve Dünya Sağlık Örgütü henüz bir “pandemi” duyurusu yapmadan iki ay önce, bir avuç küçük biyoteknoloji şirketi, ‘mRNA’ ya da uzun adıyla ‘mesajcı ribonükleik asit’ tekniği kullanarak aşı üretmeye çalışıyordu. Bu şirketlerden biri, Şubat ayında ilk klinik aşı denemelerinin ardından Mart ayında insan üzerinde denemelerini başlatan Moderna şirketiydi. Diğer şirket ise, sonradan Pfizer ile ortaklık kuran, buldukları aşının “yüzde 90” oranında başarıya ulaştığını söyleyen BioNTech’ti.

Aşı çalışmaları çok erken bir tarihte başladı
BioNTech ve Moderna gibi şirketler uzun zamandır mRNA tekniğiyle aşı geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu sayede yeni tip koronavirüs yayılmaya başladığında, aşı çalışmalarına başlamaları ve sonuç almaları hızlı bir şekilde gerçekleşti. Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’ndan Salgın Hastalıkları Bilimi profesörü Chris Beyrer, “mRNA’yı aşılarda kullanmak aslında virüsün genetik dizisine dayandığından koronavirüse yönelik aşı geliştirmenin ilk umudu mRNA oldu.” dedi.
Ocak ayının başlarında bir grup araştırmacı daha virüsün adı bile tanımlanmamışken yeni tip koronavirüsün genom dizilimini yayımladı. Kısa bir süre sonra, başka hastalıklar için geliştirilmekte olan mRNA aşılarına sahip olan Moderna, Ulusal Sağlık Enstitüleri’ndeki ortaklıklarıyla birlikte çalışıp koronavirüs aşısının son dizisini oluşturmak için yayımlanan genetik kodu kullandı. mRNA aşıları üzerinde çalışan bir diğer girişim olan CureVac da hızla koronavirüs için aşı geliştirmeye yöneldi. Sonraki aylarda da BioNTech bu şirketlere katıldı.

mRNA aşıları nasıl çalışır?
Virüsün veya bakterinin genetik yapısını ve protein niteliklerini bir kez öğrendikten sonra bunu mRNA’ya kodlamak daha basit bir iştir. Böylece sadece nükleotit dizilimini belirleyip, hücreye bu mRNA’ları verdikten sonra bütün iş, hücrenin milyarlarca yıldır yaptığı görevlerin sürecine kalır.
Daha da açarsak mRNA aşıları, “hücrelerin aptallığından” faydalanır. Yani bir hücre, bünyesindeki mRNA’nın kendisine mi ait yoksa yabancı bir mRNA mı olduğunu ayırt edemez. mRNA aşısında olan ise, koronavirüslere ismini veren ve “korona” (taç) görünümünü veren mızrak proteinlerine “spike protein” ait bilgileri barındıran bir mRNA kullanılmasıdır. Bu mRNA vücudumuzdaki hücreler tarafından okunarak mızrak proteinlerine dönüştürülür. Bu mızrak proteinleri, virüsün geri kalanı olmaksızın hiçbir işe yaramaz. Savunma hücreleri, bu proteinlere rastladığında ise “yabancı madde” olarak algılar ve savunma molekülleri olan antikorları üretmeye başlar. Bu sebeple mRNA ve diğer aşılar sayesinde, hasta olmadan virüsün kimliğini vücuda tanıtmak mümkün olur.
Sıtma, açlık gibi küresel sorunları çözmeyi amaçlayan aynı zamanda Moderna ve BioNTech gibi şirketleri destekleyen Bill&Melinda Gates Vakfı kurucularından Bill Gates’in dediği gibi “Özünde, sizi var eden hücrelerinize yeniden dönüyorsunuz”

mRNA aşıları için bir ilk olacak
mRNA kullanılarak aşı üretimi uzun bir süredir araştırılan bir teknik; fakat bu yolla aşı üretmek pek kolay değil ve bugüne kadar bu yolla üretilen hiçbir aşı onay almadı. Bunun sebebi, mRNA ile üretilen aşıların yeterince güvenli olmamasından ziyade, genler düzeyindeki insan kontrolünün ancak 21. yüzyılda işlevsel ve anlamlı bir boyuta ulaşabilmiş olması.
Geliştirilen koronavirüs aşıları işe yararsa ki mRNA tekniği için bir ilk olacak, bu durum yine de diğer virüsler için de hızlı bir çözüm olacağı anlamına gelmiyor. “Kabul etmemiz gerektiğini düşündüğüm bazı durumlar var” diyen Beyrer, “Birincisi, mRNA teknolojisi kullanılarak çeşitli hastalıklar için pek çok aşı girişiminde bulunuldu ancak hiçbiri onaylanmadı. Dolayısıyla mRNA teknolojisi bu noktada henüz kanıtlanmamış bir teknolojidir” vurgusunu yapıyor. Beyrer, yine de hem mRNA aşıları hem de diğer aşıların durumu konusunda iyimser olmak için halihazırda geçerli nedenlerimizin olduğunu da ekliyor.

‘Aşı’ halk arasında tartışma konusu
BioNTech ve Pfizer’in buldukları koronavirüs aşısının yüzde 90 oranında etkili olduğunun bildirilmesi özellikle mRNA tekniğini kullanan şirketler için iyi bir haber. Aynı zamanda bizim için de. Beyrer, “Aşı sadece yüzde 50 oranında etkili olsaydı ki bu ABD Sağlık Bakanlığına bağlı; gıda, ilaç, biyolojik medikal ürünler gibi ürünlerden sorumlu büro olan FDA’nın (Food and Drug Administration) gerekli gördüğü minimum seviye, yeryüzündeki herkesi aşılayabilir ve salgını önlemek için en azından bir direnç gösterebilirdik. Ancak görmek istediğimiz şey, yüzde 90-95 gibi yüksek seviyeler” diyor. Bu seviyelere ulaştığımızda ve sonrasında insanların yüzde 60-70’i aşılandığında, muhtemelen virüsün yayılmasının durdurulacağını da sözlerine ekliyor.
Ancak ‘aşı’ konusu halk arasında hala tartışma konusu. Yakın zamanda yapılan bir anket Amerikalıların yaklaşık yarısının aşı yaptırmayı reddedeceğini ortaya koydu. Aynı zamanda bu anket, hükûmetlerin, insanlara aşı yaptırması için para ödemeyi düşünmeleri gerektiğini de öne sürüyor…

YAZAR HAKKINDA Adele Peters Fast Company’de yazardır. İklim değişikliği ve benzeri, dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük problemler hakkında yazmaktadır.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya, topluma dokunan sıra dışı bir girişimciyi kaybetti

Global Reset Summit başlıyor