in , ,

Elazığ’dan unicorn’a yolculuk

Bilal Orhan, Elazığ’da büyüyen bir genç idi. Hayatını Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar bölümünde okumak, yüksek lisans için ABD’ye gitmek değiştirdi. Microsoft’ta çalışırken 5 arkadaşıyla aldığı cesur bir kararla, Rec Room’u kurdu. “Hevesle, yeni bir şey” başlatmak için yola çıkmışlardı. Şimdi 1.25 milyar dolar değere ulaştılar. Üstelik önlerinde 40 milyar dolar gibi bir hedef de var.

bilal-orhan

Elazığ Anadolu Lisesi’nde okuyordu. Düşük gelirli bir ailenin bireyiydi. Geleceğini oluşturmanın yolunun iyi bir üniversiteden geçtiğinin, bunun için çok çalışması gerektiğinin bilincindeydi. O nedenle üniversite kapısını açacak sınavlara çok çalıştı ve hedeflediği Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Bölümü’nü kazandı. Artık yeni bir yolculuğun ilk adımını atmıştı.

Bilgisayar Bölümü’nü 3.5 yılda bitirdi, ardından yüksek lisans yaptı. Hocalarının önerisiyle ABD’ye, Florida’ya doktora için gitti. Hedefi, daha çocukluk dönemlerinde kafasına koyduğu gibi üniversitede bir kariyer edinmekti. Ama doktoraya devam ederken, biraz da çalıştığı hocanın da etkisiyle üniversitenin kendisine uygun olmadığına karar verdi. Kariyeri için teknoloji dünyasının önde gelen şirketlerinden Microsoft’u seçti.

İşte bu seçim, Elazığlı Bilal Orhan’ın, 1 milyar dolarlık değeri geçen Rec Room adlı startup yolculuğunu başlattı. Kendisi gibi Microsoft’ta çalışan beş arkadaşıyla 5 yıl önce yola çıkan Bilal Orhan, hikayesini ve şirketleri için hedeflerini anlattı…

NASIL YOLA ÇIKTIK?

Yaklaşık 6-7 yıl önce Microsoft’ta HoloLens adlı bir projede çalışıyordum. Henüz halka açık olmayan, “sanal gerçeklik gözlüğü” yaratmayı amaçlayan bir proje idi. Bir süre sonra şirket bu projeyi açıkladı ve en çok ilgi ordudan geldi. Sonunda Microsoft da bu projeyi Amerikan Ordusu için yapmaya karar verdi. Böyle olunca benim ve birlikte çalıştığımız arkadaşların şirkette devam etmemizin anlamı kalmadı. Bize başka iş önerdiler ama kabul etmedik. Böyle önemli bir projeden sonra eski nesil bir projeye dahil olmak istemedik ve kendi işimizi kuralım dedik.

Sanal gerçeklik alanında çok deneyimli bir ekiptik ama zor bir karar oldu. Çünkü belli bir düzenimiz ve maaşımız vardı. Bunu geride bırakmakta zorlandık. Sonunda bir oyun geliştirmek için şirket kurmaya karar verdik. Bir süre sonra bunu daha da geliştirerek bir sosyal platforma dönüştürdük. Çünkü, oyuna bir kez başlayınca, bir süre sonra oyuncular sıkılabiliyor. Başka birileriyle oynamak, iletişim kurmak istiyorlar. Bir anlamda “oyunun ötesine” geçiyor.

6 MÜHENDİSİN GİRİŞİMİ

Bu startup için 3’ü mühendis 6 kişi olarak yola çıktık. Özellikle 3 mühendisin yazılım konusunda önemli tecrübesi vardı. 3 kişi oturduk ve ilk versiyonu yaklaşık bir ayda yazdık. Ardından bu ilk versiyonu insanlara göstermeye başladık. Birinci ayın sonunda Kaliforniya’ya gidip bazı yatırımcılara projemizi göstermeye başladık. Fakat başlangıcından bu noktaya kadar yazılım ve geliştirme hiç bitmedi. Çünkü, sanal dünyayı yaparken devamlı geliştirmemiz gerekiyordu. Her hafta kullanıcılara yeni bir versiyon gönderdik. İkinci ayın sonunda kullanıcılar gelmeye başlamıştı. Bazı kullanıcılar bunu çok seviyor ve bize geri gelmeye devam ediyorlar. Ölmüş bir platforma insanlar vakit harcamak istemez. “Bu projeyi hayata geçirmek ne kadar sürdü?” diye soracak olursanız, 5 sene diyebilirim.

DEV OYUNCULARLA REKABET

Aslında bu alanda iki büyük oyuncu vardı. Biz de yola çıkarken, Minecraft ve Roblox’a benzeyen bir platform hazırladık. Bir süre sonra dünyada yeterince alet olmadığını gördük ve değişiklik kararı aldık. Bu nedenle platformu, Playstation ve Xbox gibi başka platformlara da açtık. Katılımcıların birbirleriyle arkadaşlık kurabilecekleri, kendi dünyalarında sanal birtakım uygulamalar yapabilecekleri, oyun üretecekleri bir platforma dönüştürdük. Şimdi platformda bizim geliştirdiğimiz oyunlarımız var. Buradan başka oyunlara, platformlara ve katılımcıların geliştirdiği oyunlara ulaşabiliyorsunuz. Fakat asıl önemli fark, buraya geldiğinizde bir sosyal medya mecrası gibi, insanlarla birlikte olabiliyor ve mesajlaşabiliyorsunuz. Hepsinden önemlisi, bu sanal dünyanın içinde “ufakcık dünyalar” kurabiliyorsunuz.

Her yaştan kullanıcımız var. Hayatını yaşıyor, işine gidiyor, geliyor, akşam eve geldiğinde karanlık odasında oturacağına, sanal gözlüğü takıyor ve kendi kurduğu sanal dünyada, sanal arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. Bizim hazırladığımız 12-13 adet oyun var. Başka insanların yaptığı oyun sayısı ise 480 bini geçti. Aslında katılımcıların önemli bölümü o oyunları oynuyor. Şu anda kullanıcılar tarafından yaratılmış 22 milyon sanal dünya var. Kullanıcı sayısı ise milyonlarla ifade edilecek düzeye ulaştı.

BU KADARINI DÜŞÜNMEDİK!

Yola şu soruyla çıktık: “6 ay boyunca maaş almazsak dayanabilir miyiz?” Birçok startup’ın asıl bittiği nokta zarardır. Çoğu startup kâr ederek batmaz. Bir umudumuz vardı ama aklımızda milyar dolarlık bir şirket olabileceğimiz yoktu. İlk büyük yatırımımız, Sequoia’dan bir sene içinde geldi. O zaman adeta kendimizden geçmiştik. Bizim “tohum” (seed) yatırımımız aile ve arkadaşlardan geldi. Sonra bir ay içinde işin demosunu yaptık. Kaliforniya’ya gittik, yatırımcılara gösterdik ve biraz daha tohum yatırımı aldık.

Başlangıçta iknada çok zorlandık, çünkü etrafta çok fikir var. Özellikle Silikon Vadisi’nde insanlar sürekli fikir duyuyorlar. Fikir önemli ama onların esas baktığı “kim olduğumuz” ve “önceki işimizi neden bıraktığımız” gibi sorular oldu. Kim olduğunuzu, neler yaptığınızı anlatınca dikkat etmeye başlıyorlar. Sonra da fikri anlatmaya başlıyorsunuz. Başta anlamıyorlar ve anlamalarını da beklemiyorsunuz. Çünkü herkes bambaşka işler yapıyor. Biz şanslıydık, 200 bin dolar tohum yatırımı daha aldık.

YATIRIMCIYI İKNA ETMEK

Yatırımcıları ikna etmek çok kritik ve zor bir süreç… Bu konuyu ben de çok iyi bilmiyorum. Ortaklarımızdan biri Amerikalı ve işin satış kısmında çok başarılı… Yakışıklı, etkili konuşan, işi iyi bilen bir arkadaşımız. Bu konuda çok başarılı oldu. Yatırım almada bu konuların da etkili olduğunu düşünüyorum. Belli bir miktar tohum yatırım aldıktan sonra bir başarı ortaya koymanız gerekiyor. Sequoia gibi büyük şirketler buna özellikle bakıyor. “Yeni bir startup var ve 300 bin dolar tohum yatırımı almış. İnsanlar niye para koymuş?” diye dikkat çekiyorsunuz.

Bir sosyal medya şirketi olan Facebook’un, 2016 yılında yatırım almasının sonrasında çok ilgi gördük. Çünkü, biz de sosyal medya işindeydik. Bu nedenle de gelenler oldu. Bu arada “sanal gerçeklik”, yıldızı parlayan ve herkesin ilgisini çeken bir alandı. Bu konuyu biz de çok iyi biliyorduk. İşte bu dönemde Sequoia, “tohum” yatırımından sonra 1 milyon dolarlık yatırım yaptı. Tohumları bir kenara bırakırsak, bu 1 milyon dolarla birlikte şu ana kadar 5 yatırım aldık. En son aldığımız yatırım arka arkaya Sequoia ve Index’ten geldi ve şirketin değerini 1.25 milyar dolara çıkardı. İki yatırımcı 50’şer milyon dolar koydular.

Biz aslında çok şanslıyız. Son dönemdeki yatırımlarda bizzat kendimiz istemedik, onlar geldiler. Çünkü, bizim kullanıcı sayımız çok etkileyici… Özellikle pandemi döneminde 10 katına yükseldi. Kullanıcı sayısı 10’a katlanınca, getirdiği para da 10’a katlandı. Yatırımcılar kullanıcı sayısına çok önem veriyor. Bizim sektörde Roblox’un performansı önemli… Onların geçen yılki kullanıcı sayısı bizimki kadardı. Biz onların kullanıcı sayısına yaklaşıyoruz. Yakın zamanda onlar halka arz oldular ve 40 milyar dolara yaklaştılar. Böyle olunca yatırımcı onların değerine bakıp, bizi de yeniden gözden geçiriyor. Çünkü onlara yakınız, benzer bir performans gösteriyoruz. Bizi oraya getirmeye çalışıyor, onları geçebileceğimizi düşünüyorlar.

HEDEFİMİZ 40 MİLYAR MI?

Yola çıkarken bu kadar büyük hedeflerimiz yoktu. “Yapalım, iyi giderse belki Microsoft bizi satın alır” diye düşünüyorduk. Aslında teklif de geldi. Kendi kurucularımız ile konuştuk. Böyle teklifler geldi ve reddettik. Çünkü, yaptığımız işin daha da büyüyeceğini tahmin ediyorduk. Son döneme kadar şirketi satma planı vardı. Ancak, en son yatırımla birlikte büyük bir hacme ulaştık. Böyle bir büyüklüğü alacak şirket sayısı da 1-2’yi geçmiyor, satış zorlaşıyor. Hedef birden çok yükseldi. Düşünsenize, Elazığ’dan geliyorsunuz ve kurduğunuz şirkette milyon dolarları konuşuyorsunuz. Bu bir yandan çok ürkütücü… Çünkü, ortada büyük paralar dönüyor ve “büyük abilerle” rekabet ediyorsunuz. 5 senede bu noktaya gelebileceğimizi tahmin etmiyorduk. Milyar doları çok hızlı yakaladık. Böyle devam ederse 1-2 senede yükselmiş oluruz.

RİSK YÜZDE 99’DU

“Bizim milyoner olmak gibi bir amacımız hiç olmadı. Bu işe tatmin olmak için girmiştik. Eğer amaç para olsaydı, Microsoft’taki işi bırakıp yıllarca para almamak çok da mantıklı değildi. Bu kumar gibi bir şeydi. Şirketlerin yüzde 99’u zarar eder ve kapanır.”

OYUN GİRİŞİMCİLERİ İÇİN ÖNERİLER

  1. Tavsiyelerim, pandemiden önce farklı olurdu. Şimdi oyun sektöründe taşlar yeniden oturuyor.
  2. Yeni dönemde oyunun, sinema gibi alanlara göre çok ucuz bir eğlence aracı olduğu anlaşıldı. Böyle bakınca daha da büyük bir pazara dönüşecek.
  3. Bireyler giderek “yeni nesil eğlenceye” daha fazla para ayırıyorlar. YouTube’a girip saatlerce oyun izleyenler var. Hem izleyen hem de oynayanlar için pazar çok çekici olacak.
  4. Oyunda daha fazla zaman geçirenler, aynı zamanda başka insanlarla olmak, sosyalleşmek isteyecekler. “Oyundaki en ilginç içerik insanladır” diye düşünüyoruz.
  5. Pandemiden sonra bütün oyun şirketlerinin değeri 3-5 katına çıktı. Yatırımcıların ilgisi arttı, artmaya da devam edecek.

BU DÖNEMDE NE ÖĞRENDİK?

  1. Doğru zamanda, doğru yerde olup, doğru insanlarla birlikte yola çıkmanın önemine inanıyorum. Ben işlerin önemli bölümünü tek başıma yapamazdım. Bize para verenler her zaman şu soruyu yöneltir: “Siz kimsiniz?” O nedenle doğru insanlarla yola çıkmak önemli.
  2. İdeal bir takım kurmak çok önemli. Gördüğüm en büyük hatalardan biri, 2-3 mühendisin bir araya gelip şirket kurmasıdır. Oysa işin satış, tasarım, fikir satma tarafı da var.
  3. Hızlıca ortaya bir “şey” koymak lazım. Fikirler kağıt üzerinde kalmamalı. Kağıt üzerindeki işe kimse para koymaz.
  4. Ortaya çıkan ürünün üstünde sürekli çalışmak gerek. Örneğin, biz her iki haftada bir, yatırımcı ve kullanıcılara yeni versiyon gönderdik.
  5. Gelen önerileri ve eleştirileri dikkate alın. Biz sevilmeyen, ilgi görmeyen özellikleri hızlıca değiştirdik, yenilikler ekledik.
  6. Girişimcilerin “gelirsiz” bir döneme hazırlıklı olmalarında yarar var. Biz “6 ay dayanırız” diye yola çıkmıştık.

İLGİLİ İÇERİKLER

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

benim-icin-ceviklik

Benim için “Çeviklik”!

The-Future-of-Sectors-1

The Future of Sectors