in , , , ,

Aşıdan fazlası!

Pandeminin şekillendirdiği 2021 yılının en çok konuşulan isimleri arasında BioNTech’in kurucuları Özlem Türeci ve eşi Uğur Şahin vardı. “The Vaccine” adlı kitabında aşının macerasını anlatan gazeteci-yazar Joe Miller, iki bilim insanının çok öne çıkmayan özelliklerini paylaşıyor.

aşıdan-fazlası

UĞUR ŞAHİN – ÖZLEM TÜRECİ

YAZI: MEHTAP DEMİR

Financial Times yazarı Joe Miller, henüz Covid-19 aşısı geliştirilmeden önce Özlem Türeci ve Uğur Şahin ile tanışmıştı. İlk edindiği izlenim, kendi ifadesiyle “olağanüstü” idi. Çok etkilendiği bu iki bilim insanının hikayesini yazmayı o an kafasına koymuştu. “Bu insanlar tarihe kaydedilmeli” diye düşünüyordu:

“Bu olağanüstü insanların elde ettiği başarıyı ne kadar öne çıkarsak az. Eminim ki tarihe, önceden başarılamayacağına inanılan bir şeyi başaran ekiplerden biri olarak geçecekler.”

Joe Miller, “yazmadan olmaz” diye düşündüğü kitap için hemen kolları sıvadı. Ancak, en büyük zorluğu, hikayenin devam ediyor olması idi. Çünkü, aşı henüz tamamlanmamış, onay alınmamıştı. Buna rağmen hikayesine virüsün çıktığı Aralık ayını esas alarak başladı:

“Sanırım 200 gün boyunca hiç durmadan, ara vermeden yazdım. Adeta bir maraton gibiydi. Bu hikayenin bir an önce anlatılması gerektiğini hissediyordum.”

Miller, Türeci ve Şahin ile binlerce saat geçirdi. Onları farklı kılan özelliklerini gördü, başarı getiren faktörleri dinleme şansını buldu. Birbirlerini bulmasalardı, aşının ortaya çıkmayacağı gerçeğine şahitlik etti. Karşısında “inanılmaz zeki ve yılmazlık seviyesi çok yüksek” iki bilim insanı vardı. Ortaya çıkacak kitap, daha yazarken onu heyecanlandırmıştı.

Sonunda, BioNTech/Pfizer aşısını ortaya çıkaran macera kitaplaştı. Gazeteci Joe Miller, “The Vaccine: Inside the Race to Conquer the COVID-19 Pandemic” adlı kitabında, Özlem Türeci ve Uğur Şahin’in girişimcilik ruhlarını ve yarattıkları farkı da paylaştı. Avrupa’da yayına giren kitap, yıl bitmeden Türkiye’de de çıkacak. Ancak, Joe Miller, kitapta olandan daha fazlasını Fast Company dergisine anlattı:

Özlem Türeci’nin ilk ameliyatı!

Geçmişlerinin, yalnızca Almanya’daki değil dünyanın birçok yerindeki insanlar için de büyük bir ilgi konusu olacağını biliyordum. Ancak, aynı zamanda, geçmişlerinin şu anda oldukları kişi olmalarında oynadığı rolü de fazla öne çıkarmak istemiyordum.

Kökenlerinden, Türk köklerinden çok gururlular. Kültür ve birçok açıdan Türk kimliğini oldukça sürdürüyorlar.

Ancak, bana göre aynı zamanda birçok açıdan da Alman ekosistemine çok iyi uyum sağlıyorlar. İyi bir Alman çalışma disiplinine sahipler. Örneğin, Özlem Türeci, birçok Almandan daha iyi Almanca konuşuyor.

Elbette, ilk yıllarında yaşadıkları deneyimler, yaptıkları seçimlerde çok büyük rol oynadı. Bu da, birbirlerini bulmalarını ve ikincisi BioNTech olmak üzere, iki şirket kurmalarını sağladı.

Özlem Türeci’nin babası, Almanya’nın kuzeyinde bulunan çok küçük bir kasabada cerrah ve pratisyen hekim olarak çalışıyormuş. Türeci, babasının o küçük kasabada tıbbi anlamda yapılması gereken her şeyi yapmak için çok çalıştığını anlattı. Her gün babası sokağın karşısındaki hastanede hasta ziyaretleri yaparken onu izlermiş. Örneğin daha 6 yaşında, bir apandisit ameliyatı izlemiş! Bunun, yapmak istediği bir şey olduğunu fark etmiş. Babası çok başarılı bir doktormuş, örneğin Çin’de tıp eğitimleri vermiş ve daha sonra Almanya’ya dönerek bazı Çin tekniklerini burada uygulamaya başlamış.

Uğur Şahin’in babası etkiliydi

Uğur Şahin’in ebeveynleri de benzer şekilde ona büyük ilham vermiş. Çok çalışkan insanlarmış. Babası Köln’de Ford fabrikasında çalışıyormuş. Çocuklarını her zaman daha iyi olmaları ve bilimi, matematiği keşfetmeleri için teşvik ederlermiş. Bunun Uğur Şahin’in üzerinde inanılmaz büyük bir etkisi olmuş.

İkisi de Fransa sınırına yakın küçük bir kasabada yaşıyorlardı. Tanışmaları da bu sayede olmuş. Uğur Şahin asistan doktordu, Özlem Türeci de o hastanede uzmanlığını yapıyordu. Hastanedeki Alman olmayan çok az sayıdaki kişiler arasındalardı.

Kısacası, geçmişlerinin önemli olduğunu söylemek mümkün. Ancak kesinlikle Almanya’da rahat hissediyorlar ve herkes kadar Almanlar. Ama aynı zamanda etnik anlamda azınlık bir geçmişi olan bir evde büyümek, insana bir anlamda dışarıdan bir bakış açısı kazandırıyor. Bu sayede Alman ekosistemine, şirketlerin nasıl yönetildiği ve normlara bakarak, “Neden böyle oluyor? Bunu yapmanın daha hızlı ve daha iyi bir yolu var mı?” şeklinde düşünmelerinde geçmişlerinin kesinlikle rol oynadığına inanıyorum.

Meraklı ve olağanüstü

Uğur Şahin, olağanüstü biri. Çok fazla şeyi önemser, sorgulayıcı bir zihin yapısı var. İlgi duyduğu her alanda her şeyi okur, çok kısa bir sürede o konuda uzman haline gelir. Bu hikayede, bir gün öğleden sonra, Wuhan’da bir salgınla ilgili bir şeyler okumaya başladı ve dünyanın dört bir yanından birçok insanın fark edemediği şeyi, bir pandeminin geldiğini fark etti. Ne epidemiyolojist ne de virologdu… Covid konusu uzmanlık alanı değildi. Ama olağanüstü bir gözlemleme yeteneği var.

Aynı zamanda, farklı şeyleri bir araya getirme yeteneğine de sahip. İnsanlara, bir şeyi neden yaptıklarını sormak hoşuna gidiyor. Çok meraklı. Sürekli sorular sorup, yanıtlarını arıyor.

Tüm bunlarla birlikte, nispeten “normal/sıradan” bir insan… Sohbeti çok keyifli, fırsat bulduğunda futbol izlemeyi sever, spor yapar, film izlemekten çok hoşlanır. Müthiş bir zihin ve müthiş bir sayısal zihin arasında kurulmuş, harika ve nadir bir dengeden söz edebiliriz. Aynı zamanda birey ve insani boyuta ilgi duyan bir insan.

Başarının büyük kısmı ona ait!

Özlem Türeci gerçekten olağanüstü bir insan. Bence, BioNTech’te olup biten her şeyi tam anlamıyla anlayan tek kişi o olabilir. Binlerce farklı programı bir araya getiriyorlar. Aynı zamanda, Özlem Türeci’nin temel bilimler ve araştırma dünyası ile girişim sermayesi veya basının ortasında durabilme yeteneği var.

Yaptıkları işlere; şirketin, ekibinin yaptığı işlere dair anlayışı o kadar açık ve net ki, bunu çok iyi biçimde süzüp, neyin iletişimini yapmanın önemli olduğu ve olmadığını belirleyerek insanlara açıklayabiliyor.

Bence BioNTech’in kritik başarılarından biri de bu. Geçtiğimiz 10-20 yılı düşünürsek, kimse bu iki kişinin insanları yatırım yapmaya, dünyanın dört bir yanından yetenekleri aralarına katılmaya ikna edeceğine inanmıyordu. Bu başarının büyük kısmından Özlem Türeci sorumlu.

Örneğin, çok fazla işe alım yaptı… Daha önce keşfedilmemiş yetenekleri bulma konusunda çok iyi. Aynı zamanda, ‘yılmazlık’ seviyesi oldukça yüksek biri. Uğur Şahin kadar göz önünde olmasa da, inanılmaz zeki bir bilim insanı. İlk başlarda çıkan gazetelere bakarsanız, en ilgi çekici cümleleri Özlem yazmıştı. mRNA teknolojisinin kabul edilmesi için gerekenleri ve önlerindeki yolu çok net biçimde anlamıştı.

Birbirlerini tamamlayan ikili

Birbirlerini çok başarılı bir şekilde tamamlıyorlar ve bu, hedefe ulaşmalarında çok etkili olmuş. Öyle ki, birbirlerini bulmasalardı, belki bugün aşı da olmazdı. Onlarla binlerce saat geçirdim ve söyleyebilirim ki, birbirlerine inanılmaz biçimde uyumlular, birbirlerini çok önemsemiyorlar.

Birbirini tamamlayan becerilere sahipler. Uğur Şahin, detaylara çok önem verir, bir şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrenmek için devamlı daha derine inebilir. Özlem Türeci, büyük resmi görüp, bunu gerçek dünyaya gösterebilir. Özellikle medikal bilimler ekibinde tepe yönetici (chief medical officer) olarak büyük rol oynuyor.

Yaşadıkları hayat tarzı da benziyor; ikisi de “sağlıklı zihnin sağlıklı bedende” olduğuna inanıyor. Bu nedenle gün içinde düzenli aralar vererek yürüyüş yapar, bisiklete binerler. Sosyal medya veya televizyon gibi şeylerle dikkatlerinin dağılmasına izin vermezler. İlgi alanları ve hayat ritimleri bu kadar uyumlu çok az çift vardır.

İkilinin aştığı 3 önemli engel

Aşıya giderken aşmaları gereken ilk engel bilimseldi. Kasım 2020’de “Aşı işe yarayacak ve risk düzeyini azaltacak mı?” sorusu gündemdeydi. Bunun yanıtı bilinmiyordu. İlk engel bu idi.

Diğer konu, aşının zararlı olup olmayacağıydı. Şu anda etkili aşılar var. Ancak aşıların hastalığı kötüleştirme anlamında güçlü bir potansiyeli olduğunu unutmamak gerekir. 1960’larda RSV aşısında bu başarısızlığı ve aşının hastalığı kötüleştirdiğini gördük. Dolayısıyla, kötüleştirme de önemli bir riskti.

Aşıyı üretmek ve dağıtmak başka bir zorluk oldu. Şimdiye kadar pandemi devam ederken, dünyanın dört bir yanından 44 bin kişiyle üçüncü faz deney yapılmamıştı. Pfizer’in denkleme girmesiyle bu sorun aşıldı. Tüm bu deneylerin planlandığı gibi gitmesi için inanılmaz büyük çabalar gerekti.

Bir başka büyük engel ise, başarıya ulaşılsa bile aşının yeterince üretilip üretilemeyeceği idi… Bunun için de tesislerin hazırlanması, bunlar için para bulunması ve üretecek ekiplerin eğitilmesi gerekiyordu. Çünkü, daha önce dünyada hiç kimse mRNA’yı ticari bir ürün olarak, örneğin ilaç üretimi için küçük miktarlarda bile kullanmamıştı. Şimdi ise milyarca doz üretilecekti.

 

JOE MILLER
GAZETECİ VE YAZAR
Financial Times yazarı

Kitabı
The Vaccine (Aşı)

Yazma süresi
200 gün

Mesajı
Başarıda, Türeci ve Şahin’in birbirlerini tamamlamaları etkili oldu.

 

Girişimcilere iki ders

  1. İlerlemek için çok fazla insanın size inanmasına ihtiyacınız olmayabilir. Bazen birkaç kişi yeterlidir. Kalabalığın onayını almaya çalışmaktansa, o birkaç kişiyi bulup çalışırsınız. Çünkü, büyük destek, teorileriniz kanıtlanınca size gelecektir. BioNTech’in yaratıcıları tam bu yolu izlediler.
  2. Özlem Türeci ve Uğur Şahin, pek çok kurumun onları göz ardı etmesinden hiç rahatsız olmadı. Bir sonraki seviyeye geçmek için neye ihtiyaçları olduğuna odaklandılar. İhtiyaç duydukları yetenekleri şirkete dahil ettiler ve laboratuvarlarında çalıştılar. Yılmazlığın da ötesinde, aslında sıkı bir odaklanmaları vardı.

Kitaptan neler öğrenmek mümkün?

  1. Bu iki bilim insanı, nasıl oldu da 2020 yılında birden büyük bir hastalıkla mücadele edebilir hale geldiler? Üstelik son yıllarda bilim dünyasından ve girişim sermayesi şirketlerinden çok sayıda ‘ret’ yanıtı almışlardı. Bu hale gelmeleri bence bir mucize. Bunun arkasında “kararlılık” vardı.
  2. İşlerini en doğru şekilde yapmaya odaklanmışlardı. Akademik yayınlara çok fazla vakit ayırmıyorlar, başarıları ve atılımlarıyla böbürlenmiyorlardı.
  3. Onlarla 5 dakika geçiren, bu çiftle ilgili özel bir şeylerin olduğunu hemen anlar. Farklı bir kimyaları ve cazibeleri var.
  4. Genellikle şirketlerdeki bilim insanları, spesifik bir fikre çok fazla inanır ve karşı hiçbir görüşü duymaz, sonunda başarılı veya başarısız olur. Uğur Şahin ve Özlem Türeci, farklı bir şey bulduğunu gördükleri yönetici ve bilim insanlarını hemen BioNTech’e aldılar.
  5. Beni etkileyen bir başka özellikleri ise karar verme süreçleri idi. Bir öncelik listeleri vardı ve ona odaklanıp, her şeyi geride bırakabiliyorlar. Çalışanlarından biri, “Türk geçmişlerinin nerede devreye girdiğini biliyor musunuz? İnsanlara çok güvenir, çalışanlarına aile gibi davranırlar” demişti.
  6. BioNTech’te formaliteler yok. Daha “rahat” bir ortam yaratmayı amaçlayan bir ofis düzeni oluşturmuşlar. Ekibin çok çalışmasını ve yeni fikirlerle gelmelerin bekliyorlar. Ama hırçın bir ortam yok.
  7. Birçok şirkette inovasyon konusunda takvimler, döngüler vardır. Belli zaman dilimi içinde sonuç alınması beklenir. Ancak, BioNTech’te yenilik için büyük bir sabır var.

Yazarı şaşırtan gerçekler

  1. Ekibin ne kadar “rahat” olabildiğine çok şaşırdım. Dünyanın onaylanmış ilk Covid aşısını geliştiren ekipten bahsediyoruz. Tüm dünya bir kargaşa içindeydi ve ekonomiler çöküşteydi. Buna rağmen paniğe kapılmadılar, ekipman eksikliği ve başka sorunları aşmayı bildiler.
  2. Dünyadaki en donanımlı veya en zengin, en fazla kaynağa sahip olan şirket değillerdi. Yalnızca, karşılarına ne zaman bir engel çıksa çözüm arayan, aşmak için çabalayan bir ekip vardı.
  3. Startup gibi hareket eden, bir grup yenilikçi insandan oluşan girişimci bir şirket gibi çalıştılar…

Dikkatimi çeken 4 önemli özellikleri

  1. Materyalist değiller, maddi konulara hiç meraklı değiller. Onları tüm bu olan her şeyden önce tanıyordum. Hayatlarında hiçbir şeyin değişmediğini görüyorum.
  2. Kendilerine ait arabaları yok, işe bisikletle gidip gelmeyi tercih ediyorlar.
  3. Kızlarının “milyoner” çocuğu olduğunu asla anlayamazsınız. Zaten kendilerinin de asla böyle bir tarzı yoktur. Kağıt üzerinde milyonerler ve bildiğim kadarıyla BioNTech’te hisse satmadılar.
  4. Kazandıklarını araştırmalarına ve laboratuvarlarına harcamayı tercih ediyor, oraya odaklanıyorlar.

 

ÖZLEM TÜRECİ
Görevi Chief Medical Officer (Tıp Lideri)
Eğitim Saarland Üniversitesi

Özelliği Yazara göre, BioNTech’te olup biten her şeyi tam anlamıyla anlayan tek kişi o olabilir. Binlerce farklı programı bir araya getirebiliyor.

UĞUR ŞAHİN
Görevi CEO
Eğitim Köln Üniversitesi

Özelliği Yazara göre, olağanüstü biri. Çok fazla şeyi önemser, sorgulayıcı bir zihin yapısı var.

Yazar: Mehtap Demir

Fast Company Türkiye Yazı İşleri Müdürü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

fark yaratan markalar

Fark yaratan markalar

Enerjisa-Enerji,-SENTRUM-ile-turizmde-yeşil-dönüşüme-destek-oluyor

Enerjisa Enerji, SENTRUM ile turizmde yeşil dönüşüme destek oluyor