in , , ,

“Hiçbir korku beni durdurmadı”

Hamdi Ulukaya, Fast Company dergisinin ilk sayısının kapağında vardı. Şirketinin kuruluşundan büyüme stratejisine geçen dönemi paylaşmış, hedeflerini anlatmıştı. En son Ayvalık Business Forum’da, aradan geçen sürede yaptıklarını, “etki yaratma” konusunu, “başarı faktörleri”ni ve “değişimi” anlattı.

Hamdi-Ulukaya-“Hiçbir-korku-beni-durduramadı”

Chobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya, New York’taki fabrikayı şans eseri alıp, ilk iş olarak duvarlarını boyadığında, aslında, bugün şirketin geldiği düzey aklında yoktu. Ancak, kendi deyimiyle, özellikle birinci yılın sonunda büyük hedefler koyacaktı. Şirketini büyütmek için geceli gündüzlü çalışıp, bir şekilde özel hayatını da ıskalamıştı.

Aradan zaman geçti, şirket büyüdü, organizasyonda büyük değişimler oldu. Kendi ifadesiyle, “Kurucunun İkilemi” sorununu aştı, iyi bir kadro kurdu. Bu andan sonra, her şeye yetişmek yerine, daha odaklı çalışmaya başladı. Kendisine başka alanlara odaklanma olanağı da tanıdı. Evlendi, çocukları oldu. “Şimdi çok daha rahatım” diyerek yeni döneminin altını çiziyor.

Bu, Hamdi Ulukaya’ya liderlik, özellikle de “etki yaratan” liderlik için büyük zaman tanıyor. Tent Vakfı başta olmak üzere “toplumu değiştirme” amaçlı çalışmalarına daha fazla eğilebiliyor. Ulukaya, bu yoğun temposu içinde Ayvalık Business Forum’da konuştu, “Yeni nesil liderlik” konusunda önerilerde bulundu. Bu önerilerden öne çıkan bazı başlıkları paylaşıyoruz:

ORGANİZASYONUN DEĞİŞİMİ

Startup olarak yola çıkıp, daha gelişmiş, daha organize bir şirket olabilmek çok zor bir süreç oldu. Girişimci sizseniz, başlangıçta her şeye siz dokunuyor, bütün kararları siz alıyorsunuz. Bunu değiştirmek hem girişimci hem de organizasyon açısından kolay değil.

Bütün bunları yaparken, bir taraftan da geleneksel bir şirketin izlediği yoldan gitmemeye çalışmak zorundasınız. Bizi biz yapan hızı, sosyal duyarlılığı ve inovasyonu kaybetmek istemiyoruz. Aynı zamanda kendi devamlılığımızı da sürdürmek gerekiyor.

Özellikle bizim sektörde bu transformasyonu yapmak bence en zor şeylerden bir tanesi. Hâlâ da üzerinde çalışıyorum. Artık elim her şeye değmese de kulağım her yerde. Eğer organizasyonu oturtabilirseniz, işleri sizin gibi yapabilecek dünya kadar insan bulabiliyorsunuz.

Son 7 senede Chobani’de 3 tane başkan gitti. Bazen tecrübe tutuyor, doku tutmuyor. Benim için, yaptığınız işle yaşam birbirinden farklı değil. Sadece farklı zamanlarda farklı şeyler yapıyorsunuz. İşinizi sevince, tüm bunlar daha az sorun oluyor.

BUGÜNÜ HAYAL ETTİM Mİ?

Bugün geldiğimiz düzeyi hayal etmek kolay değil. Bu tür şeyleri aslında kimse de hayal edemez. Bazen nereye gideceğini tam kestiremiyorsun ama bazı göstergeler görüyorsun. Bu göstergeler gidiş hakkında fikir verebiliyor.

Ben özellikle birinci senemizde bu oluşumun iyi yerlere geleceğini fark ettim. Çünkü, öncesinde yaklaşık 3 sene bütün detaylara çok zaman harcadım. Yoğurtları markete ilk kez koyduğumuz zaman sinyaller gelmeye başladı.

Tam bu dönemde aklıma iki soru geldi: Bir tanesi, “Bunu ben yönetebilir miyim, bu kadar büyüyebilir miyim?” oldu. “Sorunları çözebilir miyim?” konusuna kafa yordum.

İkincisi de, karşımızda çok büyük şirketler vardı. Onlarla nasıl rekabet edeceğimi düşündüm. Zaten büyük şirketler çok fazla inovasyon yapmaz. Bir ürünü markete koyar ve tepkilere bakarlar. Başarılı olmazsa, bizim gibi başarılı şirketlere yönelirler. “Biz sizi satın almak istiyoruz” derler. Eğer satmak istemezsen, “Senin yaptığın ürünün aynısını ben de yapacağım” diye yaklaşırlar. Bu onlar için bir inovasyondur. Büyük şirketlere satmak istemediğinizde de zor bir yola giriyorsunuz. Bir başkasını getirip bunu devam ettirmeyi 2-3 kez denedim.

BAŞARININ SIRLARI

Öncelikle sizi sabah uyanıp işe götüren bir gücün olması lazım. Eğer bütün hayatımı yoğurt yapmakla geçireceksem bu büyük bir kayıp olur. 10 koli satarken 100 koli satmak için koca bir hayat harcanır mı? Ancak, eğer başka amaçların varsa ve yoğurt satmak sadece bir araçsa, o zaman yaptığınız işin anlamı değişiyor.

Eskiden bu iş alanı sevdiğim bir şey değildi. Buraya geldiğimde değişik bir yanını gördüm. Şimdi toplumda değişim yapabilecek en güçlü platformun iş dünyası olduğunu düşünüyorum. Şirket, bir şeyi yaptığı zaman onun karşılığı hem çevrede hem de insanların hayatında anında görülüyor. İkinci seneden sonra işin bu yönü bende çok ağır bastı. Adeta bir tiryakilik başlattı.

İnsanların hayatında böyle değişiklikler yapabilmek hiçbir yerde mümkün değil. Bir insanın şirket kurması, onu büyütüp yayması ve aldığı kararlarla değer yaratması önemli. Böyle bir ortam hiçbir yerde yok. Bir insan, başka hiçbir ortamda böyle kararlar veremez, böyle sonuçlar göremez. Müthiş bir ortam oluşuyor.

ETKİ YARATMAK ÖNEMLİ

Eylül ayının ortasında New York’ta Birleşmiş Milletler toplantısı vardı. Eskiden olsa burada daha fazla devlet görevlisi görürdüm. Şimdi ise devlet görevlilerinden ve bürokratlardan daha fazla CEO’ları görüyorum. Onlar da ürünlerin, işlerin dışında şeyleri konuşuyorlar.

Artık bu kaçınılmaz bir gerçek haline geldi. Liderler şimdi “Biz bunu yaptık, şunu yapmadık” diye sürekli kontrol yapıyor. Nasıl etki yaratacaklarına, sosyal değişim yapacaklarına bakıyorlar. Bizim gibi liderler için bundan başka yol yok, ben de bilmiyorum. Biz işe böyle başladık. Şirkete katılan arkadaşlar da aynı sebeple işe girdiler.

Pandemiyle birlikte çok şey değişti, bazı şeyleri öne çıkardı. Artık çalışanlar, sosyal tarafı olmayan şirkette çalışmak istemiyorlar. Tüketiciler, böyle bir yönü olmayan şirketlerin ürünlerini almak istemiyor.

Geçen ay göçmenlerle ilgili bir proje başlattık. Chobani’nin çalışanlarının yüzde 30’u göçmenlerden oluşuyor. Dünyadaki şirketleri organize ederek göçmenleri işe almalarını hedefliyoruz. Bu kapsamda Afganlar için bir girişim başlattık. 3 gün içinde Amazon ve Pfizer gibi şirketlerde göçmen oranı yüzde 40’ın üzerine çıktı. Çok sayıda şirket, “Biz de bu işi yapacağız, biz de onları işe alacağız” diye ön plana çıktı.

“DÜNYA KADAR HATA YAPTIM”

Benim iş hayatımda birçok başarısızlığım oldu. Şimdiye kadar dünya kadar ürün çıkardım. Ama çoğu başarısız oldu. Chobani’de verdiğim kararların çoğu o kadar kötüydü ki, bizi yok olmanın eşiğine getirdi.

“Keşke” dediğim şeylerden bir tanesi ise şirket yönetimiyle ilgiliydi. Ben başlangıçta sadece şirket yönetmekle, insan tarafıyla ilgileniyordum. Ama iş dünyasında finans diye bir gerçek var. Sevsen de sevmesen de şirketi büyütmek ve finans kaynağına ulaşmak için bu dünyayla ilişki içinde olmalısın. Ben bunu ilk zamanlarda çok iyi yapamadım. Doku uyuşmazlığı vardı. Ancak zamanla sevmediğimiz, istemediğimiz şeyleri de severek yapmayı öğrenmemiz gerektiğini gördüm.

Ancak, hata yapmak konusunda hiçbir korku beni durdurmadı. O kararı vermişsem ve inanıyorsam her zaman peşinden gitmişimdir.

YENİ NELERE BAKIYORUZ?

Çok ilginç bir alandayız. Bu tür şeylere tüketici olarak bakıyorum. Örneğin, bu görüşmeden önce kendime elektrikli bisiklet aldım. “Bir bisikleti bu hale nasıl getirdiler?” diye düşündüm. Bu tür değişimler bizim açımızdan hem etkileyici oluyor hem de bunun bizdeki karşılığı ne olabilir diye bakıyoruz.

Etrafta çok fazla ses, yenilik ve değişim var. Doğru kararı doğru yerde vermek çok önemli. CEO’luğu bırakıp tüketici olarak etrafa baktığımız zaman daha doğru kararlar verebiliyoruz. Benim en sevdiğim taraflarımdan bir tanesi her zaman tüketici olarak kalabilmek. Bir tüketiciysem markete gittiğimde “Bunu alır mıyım, almaz mıyım?” diye düşünürüm. O taraftan bakabiliyorsam daha doğru kararlar verebilirim.

Alışveriş yapıyorum, ürün deniyorum. Bunu yapmayı da seviyorum. Bazen işimize yoğunlaşınca, etrafımızdaki insanlarla aynı şeyi konuşunca ve başka şeylere bakmayınca kopukluk oluyor. O kopukluk bence en büyük uçurumlardan bir tanesi. Ben buna müsaade etmemeye çalışıyorum.

“Artık sosyal tarafı olmayan şirketler piyasada daha az değerlendiriliyor. Bunu 5-10 sene önce düşünmek bile imkansızdı. Bizim bu tarafta olmamız güzel bir şey. İş hayatı için de güzel bir şey.”

“BAĞIMSIZ KALARAK BAŞARILI OLDUK”

Başından beri ortak alma ve satın alma tekliflerine kapalı kaldık. “Eğer bağımsız kalabilir, çok hızlı karar verebilirsek ve ben de bu fabrikada durursam yüzde 2 ya da yüzde 5 şansımız olur” diye düşündüm. O zaman da o kararı verdik ve bu hallere geldik. Aslında çok farklı bir iş yapmıyoruz. Ama işi farklı yaptık. Diğer şirketlerin ne yaptığını takip etmedik.

Bunun iki sebebi var. Birincisi, bunun ilk yolunu bilmiyordum. İkincisi de biraz ustalık. Kendi yolumuzu, iş yapma biçimimizi geliştirdik. Onların yaptığını yapmadık. 5-6 yıl sonra fark ettik ki, bizim verdiğimiz kararlar, yaptığımız organizasyon, takip ettiğimiz değişik yol, daha önce hiç denenmemiş bir şeymiş.

GIDADA 4 YENİ TREND

  1. FONKSİYONEL GIDA
    İlk başladığımızda her şey doğal ürünlerdi. Sonra her şey tüketiciye açıkça söylenmeye başladı. Şimdi de “fonksiyonel ürünler” öne çıkmaya başladı. Özellikle pandemi döneminde bizi daha sağlıklı yapacak, bağışıklığı güçlendirecek ürünlere ilgi artıyor.
  2. TREND TAKİBİ
    Piyasada çok değişik sesler, trendler var. Bunların içinde gerçek sesleri bulmak lazım. 10 sene sonra dünya nasıl bir yere gelecek, insanlar ne tüketecek? Her zaman gıdanın gelecekteki yeri tahmin edilmeye çalışılır. Ancak, birçok trend, saman alevi gibi yanar ve söner. İyi takip etmek gerekiyor.
  3. GELENEK
    Yiyecekte geleneğin aşırı önemi vardır. Gelenek ile inovasyonun hep bir arada olacağı bir gıda geleceği düşünüyorum. Bunun içinde bitkisel ürünler aşırı önemli olacak. Ama daha gidecek çok yol var. Protein ve yağ üretiminin daha önemli olacağını düşünüyorum.
  4. SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇİFTLİK
    Teknoloji gelişse de gıda alanında bazı tatlar hep yerinde kalacak. Chobani’de “illa ki bu ürünü yapacağız” diye düşünmüyoruz. Bunun ortasında inovasyon olabilir. Değişime açık olmamız lazım. Ama yoğurt ya da peynirde durumun tamamen değişmesi kolay değil. Şu anda çiftliklerin sürdürülebilir olmasına kafa yoruyoruz.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Murat-Ulker-Sanata-yapılan-NFT'ler

“Sanata yapılan NFT’lerde büyük potansiyel görüyorum”

iklim-krizi-getty

İnsanlık iklim krizini beslemeye devam ediyor!