in , , ,

Sanko’nun aile kuralları

Sanko Holding, merkezi Gaziantep olan, Türkiye’nin en büyük gruplarından… 5 kardeşin, onların 3’er çocuğunun iş başında olduğu grupta, başarının faktörlerinden birini “yılların birikimiyle” oluşan “Aile Şirketi Kuralları” oluşturuyor. Başkan Adil Konukoğlu, anayasa olmadan, kimseye danışmadan kendilerinin koyduğu kriterlerle grubu yönettiklerini söylüyor.

Adil-Sani-Konukoglu-Sanko

YAZI: M. RAUF ATEŞ

Adil Konukoğlu, iş hayatına 6 yaşında başlamıştı. Babasının Gaziantep merkezde bulunan iplik tesisine düzenli olarak gidiyor, pamuk işleyen işçilerin arasında çabalıyordu. O dönemde otomatik makineler yoktu. Pamuk balyaları tesise geliyor, işçiler onları açmak için parça parça ediyorlardı. Böylece balyalardaki pamuklar birbirinden ayrılıyor, karışması kolaylaştırılıyordu.

İşçiler, balyaları ustaca ayrıştırırken, Adil Konukoğlu ise o yaşın koşullarına uygun şekilde, ancak “parça parça” koparabiliyordu. Gün içinde elinden geleni yapar, çabalar, kendini pamuğun içine dolar, sonunda babasının yazıhanesinin yolunu tutardı: “Baba bugünkü yevmiyemi verir misin?” Merhum Sani Konukoğlu da muhasebeciyi çağırır ve iki adet “sarı 25 kuruş” vermesini isterdi.

Bu, ailenin ilk kurallarından da biriydi. “Çalışan aile bireyi hakkını alır” kuralına, o dönem uygulanan başka kurallar da eklendi. Ailenin büyümesi, yeni işler ve teknolojiler, beraberinde yeni kuralları da getirdi. Böylece temelini Sani Konukoğlu’nun attığı “Sanko Aile Şirketi Kuralları” ortaya çıktı. Şimdi 5 kardeş, onların 15 çocuğu ve torunlar var. Sanko Holding Başkanı Adil Konukoğlu, ailenin geleceğini şekillendirecek bu kuralları özetle şöyle ortaya koydu:

SANKO AİLE ŞİRKETİ KURALLARI

  1. EĞİTİM: Babamdan başlamak üzere hepimiz okula çok önem verdik. Herkesin okuması gerektiğine yönelik babamın katı kuralı vardı, biz de bunu devam ettiriyoruz. Ailede üniversiteyi bitirmeyen iki kişi var; biri ben biri Abdülkadir abim. Babam çok ısrar etti, ABD’de yarım bırakıp döndüm. 1981-83’te yarım bıraktım.
    Aile bireyi, liseye kadar ailenin yanında eğitimine devam eder. Bunu, ailenin ve ülkenin değerlerini alması amacıyla yaparız. Sonra mümkünse Türkiye’de üniversiteyi okumasını tavsiye ediyoruz.
    Üniversiteyi Türkiye’de bitirdiyse, mutlaka yurt dışında 2 yıl sertifika programları almasını istiyoruz. Örneğin mühendislikten mezun olduysa, işletme, pazarlama ve insan kaynakları eğitimi alıyor. İşletme okuduysa da mühendislik, pazarlama ve insan kaynakları zorunludur. İnsan kaynakları eğitimi almasını mecbur tutuyoruz. Bu 3’ünü 2 yılda tamamlayıp Türkiye’ye dönüyor. Yurt dışında üniversite okuyorsa, o 2 yıllık sertifika programlarına ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü, lisanı öğrenmiş, o kültürü almış olarak dönüyor.
  2. İŞE KATILMA: Şu anda üniversiteyi bitirip gelen aile bireyi, önce bizimle hiç alakası olmayan bir şirkette 2 yıl çalışmak zorundadır. İşi de kendisi bulacak. Bize sorarlarsa biz referans oluruz.
    Babası, eğitimini tamamladıktan sonra şirkette çalışmanın kurallarını anlatır. “İstersen gel bizde çalış, istersen vereceğim sermaye ile kendi işini kur” önerisinde bulunur. Ama “Baba başaramadım, geri geldim” diye gelemez. Kararını baştan vermek zorundadır. Ya aile şirketinde çalışacak ya da kendine dışarıda iş bulacak. Üstelik şirketten çıkan bir daha geri gelemez.
  3. GİRİŞ DÜZEYİ: Hangi bölüme girerse girsin, en alt kademeden başlar. Babasının liderliği altında çalışamaz. Mutlaka babasının olmadığı bir işe dahil olması gerekiyor. Babası Gaziantep’teyse, o gidip organize sanayi bölgesinde amcasının yanında işe başlar. Baba-oğul, baba-kız çalışması bizde olmaz.
  4. ÜCRET: Rahmetli babamın zamanından beri, işe katılan aile bireyinin bir maaşı var. Profesyonelin nasıl maaşı varsa, aile bireyinin de belli maaşı vardır. Çok sayıda aile şirketinde hesapsız kitapsız harcama olur. Böyle olunca da dedikodu çıkar.
    Baba, oğluna ya da kızına alacağı maaşı söyler. Bu maaş, aynı düzeydeki profesyonelinkine benzer değil, bir miktar yüksektir. Çünkü, onun belli bir standardı yakalamasını amaçlıyoruz.
  5. PERFOMANS DEĞERLENDİRME: Her gelen yeni genç, amcasının yanında çalışır ve onun performans değerlendirmesini de amcası yapar. Performans değerlendirmesi yapılırken de o odada babası olmaz, hiçbir şekilde karar veremez. Diğer kardeşler oturup aile bireyi hakkında karar verir.
    Performans değerlendirmesinde aile bireylerinin yanı sıra bağlı bulunduğu bölümün başındaki profesyonel yöneticinin de görüşü mutlaka alınır.
  6. ROTASYON: Pozisyon/departmanlar arası değiştirme konusunu işe ilk dahil olunduğu dönemde yapıyoruz. Yetişme döneminde, durumuna bağlı olmak üzere, değişik bölümlere geçiyorlar. Belli bir yere geldiğinde ise uzmanlaşmalarını amaçlıyoruz. Biz, çocuklarımızın işe hakim olmalarını istiyoruz. Finans konusunda uzmanlaşıp ne yapacak? Banka genel müdürü mü olacak? Ama finansmanı iyi bilmesi lazım. İşverenin bir konuda çok uzman olması gerekmiyor. İşi takip etmeyi bilsin ve kontrolü elden bırakmasın.
  7. GENEL MÜDÜR: Bizim aileden hiç kimse genel müdür olamaz. Çünkü, yönetim kurulu şirkette hesabı genel müdüre sorar. Peki aileden biri genel müdür olduğunda, babası ya da amcası nasıl hesap soracak? Genel müdür yardımcılığına kadar yükselir. Ondan sonra genel müdür vasfını kazandıysa, doğrudan yönetim kuruluna atanır. Bu atamalarda ise baba dışarıda kalır, amcaların katıldığı toplantıda karar verilir.
  8. DAMAT/GELİNLER: Gelin ve damatlarla ilgili bir kuralımız yok. Onlara da aile bireyi gibi bakıyoruz. Talep ettiklerinde benzer kurallara dikkat edilerek aile işine dahil ediliyorlar. Ancak, şu anda damat ve gelin çalışanımız yok. Daha önce çalışan damadımız oldu. Çalışmak isteyen herkese aynı kurallarla yaklaşıyoruz. Genelde kızların eşleri kendi işleriyle uğraşıyor.
  9. BAŞKANLIK: Sanko’da başkanlık kuralı yaşa/kıdeme göre gidiyor. Bizden sonra seçimli sisteme geçilecek. 5 kardeşiz, benden sonra 2 kardeşim var. Onlar başkanlık yapacak. Onlardan sonra artık seçimli sistem gelecek. Başkan olmak isteyenler aday olacak, oylama ile yeni başkan seçilecek.
  10. ORTAKLAR KURULU: Holdingin yönetiminin üzerinde, “Ortaklar Kurulu” var. Burada her aileyi 1 kişi temsil edebiliyor. Benden sonra da 3 oğlumdan biri temsil edecek. Onlar da kendi aralarından birini seçecekler. Orada bir kural yok. Bizim grupta 65 yaşını geçenler yönetim kurulundan çıkar, Ortaklar Kurulu’na geçer. Günlük işlere karışmazlar. Biz 3 ayda bir onlara briefing veririz.
  11. AİLE MECLİSİ: Aile Meclisi 3 ayda bir toplanır. Bu toplantıya bütün kardeşler, işin içindeki çocuklar ve genel müdürler katılır. Yılda bir de büyük toplantı yaparız. Bir de bütün aile, torunlar dahil, yılda 1 kez bir araya geliriz. Bunu da 2 bayramdan birinde yaparız. Hangi bayram olacağına, nerede yapacağımıza Abdülkadir abim karar verir.

“Biz bu konuda başından beri hiç danışmanlık almadık. Şu anda da doğrudan danışmanlık almıyoruz. Babamızın zamanından itibaren koyduğumuz kuralları, günün koşullarına göre geliştirerek yolumuza devam ediyoruz. İhtiyaç halinde yeni kurallar koyarak yola devam ediyoruz. Her ailenin kuralı, birbiriyle ilişkisi farklıdır. ABD’deki bir ailenin kuralını Türkiye’de uygulayamazsınız.”

“AİLE ANAYASAMIZ YOK, BİR GÜN TAMAMLAYACAĞIZ”

“10 senedir aile anayasası yazmak için yılda 2 defa oturuyoruz. Bir süre çalışıyor, ortaya bir metin çıkarıyoruz. Sonra tekrar bakıp eklemeler yapıyoruz. O yazdıklarımızı bir daha değiştiriyoruz.

Aslında yazılı olması gerekmiyor. Sürekli yaşayan bir şey. Bence hayata geçirilmesi gereken bir şey. Bir gün biz de yazıp kayıt altına alacağız. Yaşayan aile anayasasını benimsiyoruz.”

Yazar: Rauf Ateş

Fast Company Türkiye Kurucusu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Mustafa-Toner-Hedef-30-dakika

“Hedef 30 dakika”

Sektörde-NFT-dalgası!

Sektörde NFT dalgası!