in , ,

Şevket Sabancı’nın havacılık tutkusu

Şirket doktoru: Şirketler için yeni dönem stratejileri

sirketler-icin-yeni-donem-stratejiler
M. Rauf Ateş

Zamanın Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdür Yardımcısı Sertaç Haybat sürpriz bir şekilde, biraz da erken sayılacak yaşta emekliye ayrılmak zorunda kalmıştı. O dönemin önemli yöneticilerinden biri, bu konuyu yakın zamanda kaybettiğimiz merhum Şevket Sabancı’ya açtı: “Çok kıymetli bir arkadaş. Erken emekliye ayrılmak zorunda kaldı ve evinde oturuyor. Sizin ilgi duyduğunuz bir alan. İsterseniz bir görüşme yapın.”

Şevket Sabancı, havacılık işine 1990’lardan beri ilgi duyuyordu. THY’nin özelleştirme döneminde Sabancı Holding adına konu ile ilgilenmiş, British Airways ve Lufthansa ile birlikte bu konuyu çalışmıştı. Havacılık işine, deyim yerindeyse bir “tutkusu” vardı.

Şevket Sabancı, bu nedenle Sertaç Haybat’ı çağırdı ve kendisiyle görüştü. Henüz 2000’li yılların başıydı. Görüşme olumlu ilerledi. Şevket Bey, sürecin devamını kendisiyle yaptığım görüşmede şöyle anlatmıştı:

“Sertaç Bey ile görüştükten sonra havacılık için bir arayışa geçmeye karar verdik. Birlikte çalışmaya başladık. Pegasus’u Sertaç Bey buldu ve bize getirdi. Oğlum Ali, Sabancı Holding’den ayrılıp bize gelince, pazarlıkları bitirdi ve şirket bize geçti. Sonra Sertaç ile Ali birlikte çalışıp Pegasus’u yarattılar.”

Şevket Bey, Pegasus’un bugün geldiği noktaya ulaşmasında Ali Sabancı’ya büyük pay vermişti. “Beni hiç şaşırtmadı” diyordu:

“Ali vizyon sahibi; onda ufuk darlığı yok. Önüne gelen konuları değerlendirme kapasitesi yüksek. Bu, sadece Pegasus ile limitli değil. Bazı insanlar olur ki, fevkalade kabiliyetlidir ama çevre ilişkileri iyi değildir. Ali’nin çevre zenginliği de vardır.” Bu bilgiyi, merhum Şevket Sabancı ile 2017 yılında gerçekleştirdiğim söyleşide not etmiştim. Huzur içinde uyusun, büyük girişimci ve hayırseverdi.

NORVEÇLİ KAŞİF AMUNDSEN’DEN NE ÖĞRENEBİLİRİZ?

Norveçli kaşif Roald Amundsen, Güney Kutbu’nu keşfettikten sonra gözünü Kuzey Kutbu’na çevirmişti. 1918 yılında hazırlıklarına başladı. Bilim insanlarından görüş aldı, gerekli zaman hesabını ve ekipman hazırlığını yaptı. Norveç Parlamentosu da maddi destek verdi. Çok sayıda kişiyi yolculuğunu desteklemek için ikna etti ve maddi destek sağladı. Hatta Farm adındaki, 400 tonluk ve 3 direkli yelkenliyi ödünç aldı. Hepsinden önemlisi de, onlarca gemiciyi Bering Boğazı’nı geçmeye, hayatlarını kaybetme riskine rağmen ikna etti.

Artık her şey hazırdı. Binlerce Norveçli, Amundsen’i alkışlıyor, Norveç bayrağını Kuzey Kutbu’na dikeceği için gurur duyduğunu dile getiriyordu. Güney Kutbu’nu olduğu gibi, Kuzey Kutbu’nu da bir Norveçli keşfedecekti. Tam denize açılacaklardı ki, beklenmedik bir şey oldu. Amerikalı kaşifler Robert E. Peary ve Frederick A. Cook ondan önce Kuzey Kutbu için yola çıkmıştı. Aylar süren hazırlık, çok sayıda kişiyi ikna ve büyük bir beklenti boşa mı gidecekti?

Bu gerçek hikayeyi Harvard Business School’dan Prof. Rory M. McDonald’ın kaleminden okudum. Onun bu hikayeyi aktarma nedeni ise girişimcilerle ilgili… Prof. McDonald, Amundsen’in ikilemini, girişimcilerin zaman zaman yaşadıkları “kritik dönemeçlere” benzetiyor. Ona göre bir girişim başlatmak, Kuzey Kutbu’nu keşfetmek için yapılan hazırlığın benzerini içeriyor. Prof. McDonald şunları ekliyor:

  • Bazen her şey doğru olduğu halde girişimcilerin işleri yürümez, plan istedikleri gibi hayata geçmez. Bu durumlarda ‘pivot etme’ ihtiyacı duyarlar.
  • Yeni bir yön ve hedef bulmak iş hayatında, teoride doğru bir yaklaşım. Girişim dünyasında başarıya giden yol nadiren düz bir çizgidir, genelde iniş çıkışlar içerir. Yola çıktığınız hedeften başka bir limana ulaşabilirsiniz. Cornelius H. Vanderbilt buharlı gemi için yola çıkmıştı, demiryolu işine yöneldi. William Wrigley Jr. kabartma tozu için çalışırken sakızı buldu. Twitter, bir podcast olarak doğmuştu. YouTube, başlangıçta bir evlilik sitesiydi.
  • Araştırmalar, girişim yolculuklarında işlerini bir defadan fazla “yenileyenlerin” başarılarının daha kalıcı olduğunu ortaya koyuyor. Girişimciler de bilim insanları ve kaşifler gibidir. Uygulanabilir çözümler bulmak için hipotezler üretir ve test eder, gerektiğinde iş modelini yeniler, sonuna kadar denerler.

Norveçli kaşif Roald Amundsen de öyle yaptı. Vazgeçmedi, yolculuğuna devam etti. Amerikalı kaşiflerden 3 gün sonra da olsa Kuzey Kutbu’na ulaştı.

ZOOM’UN KURUCUSUNDAN YENİ STARTUP’LARA 5 ÖNERİ

Covid-19 dönemiyle birlikte hayatımıza giren ve yıldızı parlayan şirketlerden biri de Zoom oldu. Online konferans işinin öncülerinden Cisco’dan ayrılıp kendi işini kuran Eric S.Yuan, şirketini 105 milyar dolar değere ulaştırdı. 10 yıllık sürede bu başarıyı yakalayan Eric S. Yuan’a, gazeteci Yitzi Weiner, “Şimdiki deneyiminle, şirketini yeni kuran Eric’e ne önerirdin?” diye soruyor. İşte Yuan’ın yeni girişimcilere 5 önerisi…

  1. Startup yolculuğu zor ve uzun olsa bile eğlenceli ve heyecan vericidir. Sakın başlamaktan korkmayın.
  2. Kağıt üzerinde “çok kalifiye” çalışanlar işe alarak başlamak zorunda değilsiniz. Bunun yerine, kendini motive eden ve öğrenme mantalitesi olanları tercih edin.
  3. Yapmanız gereken bir numaralı iş, şirket kültürü oluşturmaktır. Onun dışındaki her şey kendiliğinden oluşur.
  4. Çalışanlarınız mutlu değilse, şirkette artık hiçbir şeyin yolunda gitmesini beklemeyin.
  5. İşinize değil, size yatırım yapacak yatırımcılar bulmayı tercih edin.

Yazar: Rauf Ateş

Fast Company Türkiye Kurucusu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kadin-ceo

Kadın CEO’ya bu fark niye?

digitalgoc

Büyük dijital göç