in

Pandemiden sonra dünya nasıl olacak?

99 büyük düşünüre, koronavirüsten sonra dünyamızın nasıl olacağını sordum. İşte öğrendiklerim: İş dünyasında daha büyük yıkımlar, daha fazla siyasi çalkantı, ve tüm bunlarla birlikte yeni olasılıkların vadettiği umut…

Fotoğraf: Daniel Salo/Fast Company, leon_cheung/blendswap (globe mesh)

YAZI ADIL NAJAM
OKUMA SÜRESİ 5 DAKİKA

Mart ayında, Boston Üniversitesi’nde bulunan Frederick S. Pardee Center for the Study of the Longer-Range Future’dan meslektaşlarımla birlikte, “koronavirüsten sonraki gün” hakkında düşünmeye başlamanın faydalı olabileceğine kanaat getirdik. Uzun vadeli düşünmeye kendini adamış bir araştırma merkezi için, COVID-19 sonrası dünyamızın nasıl olacağını sorgulamak mantıklıydı.

Sonraki aylarda, birçok şey öğrendim. En önemlisi, “normale dönmek” diye bir şey olmadığını öğrendim.

Öğrenme Mevsimi

Proje, inanılmaz ölçüde büyüdü. 190 günde 103 video yayınladık. Her biri yaklaşık beş dakika uzunluğundaydı ve videolarda tek bir soru soruluyordu: COVID-19, geleceğimizi nasıl etkileyebilir? Tüm videoları buradan izleyebilirsiniz.

Paradan borca, tedarik zincirlerinden küresel ticarete, işlerden robotlara, gazetecilikten siyasete, sudan gıdaya, iklim değişikliğinden insan haklarına, e-ticaretten siber güvenliğe, ümitsizlikten mental sağlığa, toplumsal cinsiyetten ırkçılığa, güzel sanatlardan edebiyata ve hatta umut ve mutluluğa kadar 101 farklı alandan öncü düşünürlerle röportajlar yaptım.

Röportaj yaptığım kişiler arasında ABD Ulusal Bilimler Akademisi başkanı, eski bir CIA direktörü, eski bir NATO müttefik kuvvetleri yüksek komutanı, eski bir İtalya başbakanı ve İngiliz Kraliyet gökbilimcisi de yer alıyordu.

Singapur’da yaşayan Kishore Mahbubani, Kito’daki Yolanda Kakabadse, California’daki Judith Butler, Nairobi’deki Alice Ruhweza ve Londra’daki Jeremy Corbyn ile Zoom görüşmeleri yaptım. Son bölümümüz için, eski BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Seul’dan bize katıldı.

Benim için bu dönem, resmen bir öğrenme mevsimiydi. Diğer birçok şeyin yanında, neden COVID-19’un, dinmesini bekleyebileceğimiz bir fırtına olmadığını anlamama yardımcı oldu. Pandemiden önceki dünyamız kesinlikle normal değildi, ve pandemiden sonraki dünyamız da kesinlikle normale dönmeyecek. İşte bunun dört sebebi…

Yıkım hızlanacak

Halihazırda kronik bir rahatsızlığı olan insanlar nasıl ki virüse karşı en savunmasız kitleyse, krizin küresel etkisi de halihazırdaki geçişleri hızlandıracak. Eurasia Grup Başkanı Ian Bremmerın vurguladığı gibi, bir yıllık küresel pandemi, normaldekinden on yıl veya daha uzun süreli bir yıkımı beraberinde getirebilir.

Örneğin Times Higher Education’dan Phil Baty, üniversitelerin “temelden [ve] sonsuza dek” değişeceği konusunda uyarıyor. Ancak bunun en büyük sebebi, yüksek eğitimin halihazırda değişim çığlıkları atması.

Pulitzer ödüllü editör Ann Marie Lipinski, gazetecilik konusunda aynı öngörüde bulunuyor. Ve Princeton’dan ekonomist Atif Mian, yapılandırılmış küresel borç konusunda benzer bir endişe içinde.

Harvard’da ticaret politikaları alanında uzman Dani Rodrik’e göre pandemi, COVID-19’dan önce başlamış olan “hiper küreselleşmeden uzaklaşmayı” hızlandırıyor. Pardee School’dan ekonomist Perry Mehrling, “toplumun kalıcı bir dönüşüm geçireceğine ve önceki statükoya dönmenin pek mümkün olmadığına” inanıyor.

Siyasetteki çalkantılar artacak

Küresel ekonominin üzerinde karar bulutlar dolaşıyor. Öyle ki, genellikle iyimser bir tutum içinde olan, Nobel ödüllü ekonomist Angus Deaton, karanlık bir evreye geçeceğimiz, “20-30 yıl boyunca ilerleyiş göremeyeceğimiz” konusunda endişeli. En şaşkın görünense, siyaset eleştirmenleri.

Stanford Üniversitesi’nden siyaset kuramcısı Francis Fukuyama, “politik anlamda dünyanın nasıl olacağına dair belirsizliğin hiç bugünkü kadar fazla olduğu bir dönem görmediğini” itiraf ediyor.

COVID-19; hükümetlerin yetkinliği, popülist milliyetçiliğin yükselişi, uzmanlığın tablodan çıkışı, çok taraflılığın azalışı ve hatta liberal demokrasi fikrine dair temel soruları ön plana çıkardı. Uzmanlarımızdan hiçbiri, tek bir tanesi bile, siyasetin pandemi öncesi halinden daha az çalkantılı olmasını beklemiyor.

Bu durum kendini, jeopolitik açıdan, Harvard Kennedy School’un kurucu dekanı Graham Allison’ın deyişiyle “esas, temel, yapısal bir Tukidides rekabeti” olarak ortaya çıkıyor: Yeni güç Çin, yerleşik güç olan Birleşik Devletler’i denklemden çıkarmakla tehdit ediyor. COVID-19; tüm Asya, Avrupa, Afrika, Latin Amerika ve Orta Doğuda yansımaları olan bu muazzam güç rekabetini hızlandırdı ve yoğunlaştırdı.

Pandemi alışkanlıkları yerini koruyacak

Tüm bunlarla birlikte, her çalkantı o kadar da tatsız değil.

Çeşitli sektörlerden çok sayıda uzman bana, pandemide edinilen alışkanlıkların ortadan kaybolmayacağını söyledi. Üstelik bunlar yalnızca Zoom ve evden çalışma alışkanlıklarıyla sınırlı da değil.

Texas A&M Üniversitesi’nden mühendislik profesörü Robin Murphy, COVID-19’un bir sonucu olarak, “her yerde robotlar görmeye başlayacağımızı” düşünüyor. Bunun sebebi, pandemide robotların teslimatlarda, COVID-19 testlerinde, otomatik hizmetlerde ve hatta evde kullanılırken inanılmaz ölçüde yayılmış olması.

Hem Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanı Karen Antman hem de Pakistan’da bulunan Aga Khan Üniversitesi tıp dekanı Adil Haider’dan, teletıbbın kalıcı olacağını duyuyoruz.

Salesforce yazılım şirketinde baş dijital evangelist olarak görev yapan Vala Afshar, bir adım ileriye gidiyor. COVID-19 sonrası dünyada “her şirketin, dijital bir şirket olacağını” ve ticaretinin, etkileşimlerinin ve işgücünün büyük bölümünü online’a taşımak zorunda kalacağını söylüyor.

Kriz, fırsatlar yaratacak

Onlarca yıl boyunca küresel salgınlar konusunda uyarılar yapan bilim gazetecisi Laurie Garrett, ekonomik ve toplumsal sistemlerimizdeki adaletsizliklerle ilgilenmek için bir fırsat görüyor. Garrett’a göre “Eskiden olduğu gibi devam edecek tek bir aktivite olmayacağı” için, tüm bu karmaşada aynı zamanda temel bir yeniden yapılanma olasılığı da var.

Çevre gönüllüsü Bill McKibben’a göre, pandemi insanların “kriz ve felaketin gerçek fırsatlar olduğunu” ama önlenebileceğini anlamaları için bir çağrı olabilir.

Bu düşüncelere, ekonomist Thomas Piketty de katılıyor. Piketty, milliyetçilik ve eşitsizliğin yükselmesiyle ortaya çıkabilecek tehlikelerin farkında, ancak “refah devletine daha fazla yatırım yapmayı” öğrenmemizi umuyor. “COVID, [sağlık sitemlerine] ve altyapısına yapılan kamu yatırımının meşruluğunu güçlendirecek.”

Aynı şekilde, Ekvador’un eski çevre bakanı Yolanda Kakabadse’e göre de, dünya “ekosistemin sağlığının insan sağlığı demek olduğunu” anlayacak ve çevreye yeniden odaklanacak. Ve askeri tarihçi Andrew Bacevich, “21. yüzyılda milli güvenliğin tanımı” hakkında konuşmalar yapıldığını görmek istiyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın başkanı, Achim Steiner, bu küresel krize yanıt vermek için seferber edilen olağanüstü para miktarına hayran kalmış. Dünyanın, iklim kriziyle savaşmak için gerekli olan, çok daha küçük meblağlar konusunda daha az cimri olup olmayacağını merak ediyor; bu kriz geri döndürülemez boyuta ulaşmadan ve bir felaket haline gelmeden…

Ve son olarak, zamanımızın en önemli entelektüellerinden Noam Chomsky harika bir şekilde özetliyor: “Bu krizden sonra dünyanın nasıl bir yer olacağını kendimize sormalıyız. Nasıl bir dünyada yaşamak istiyoruz?”

YAZAR HAKKINDA Adil Najam, Boston Üniversitesi’ne bağlı Frederick S. Pardee School of Global Studies’in dekanıdır.

Bu makale, orijinal olarak The Conversationda CC lisansıyla yayınlandı. Orijinal makaleyi buradan okuyabilirsiniz.

Frederick S. Pardee Center for the Study of the Longer-Range Future’da iletişim uzmanı John Prandato, video projesinde editörlük yapmış ve bu makaleyi katkıda bulunmuştur.

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İşte mutluluğun sırrı!

Pinduoduo’nun başarı öyküsü