in , ,

Aile kapanı

Pandemiyle eli kolu bağlanan “çalışan ebeveynler”, işverenlerinden pek fazla yardım alamıyor. Kurumsal dünya için bu konuda bir şeyler yapma vakti geldi..

aile-kapani

YAZI: AINSLEY HARRIS

İşçi Bayramı’nın olduğu hafta sonu, gayrimenkul sektörünün önemli isimlerinden Rob Speyer’e eski bir arkadaşından telefon geldi. Arayan, New York şehrindeki 75 bin eğitimciyi temsil eden sendika United Federation of Teachers’ın başkanı Michael Mulgrew’dü. Mulgrew, Speyer’dan bir ricada bulundu: Speyer, Tishman Speyer’ın CEO’su ve başkanı olarak tıpkı kendi ticari gayrimenkul portföyünde yaptığı gibi, şehirdeki bazı devlet okullarının havalandırma sistemini kontrol edebilir ve iyileştirebilir miydi? İyi bir havalandırma sistemi, COVID-19’un, sınıflar gibi kapalı alanlarda yayılmasını önleyebilir ve New York şehrinin 1,1 milyon öğrencisine hizmet veren okulların yeniden açılması için zemin hazırlayabilirdi.

Speyer, “Bir saat içinde bir ekibi bu görev için hazır hale getirdik” diyor. Speyer, gönüllülük esasıyla Tishman Speyer çalışanlarını, hava akımının uygun seviyede olup olmadığını kontrol etmeleri için şehrin en büyük iki okuluna göndermeye başladı. Ayrıca şu anda tüm dünyada ciddi bir talep gören MERV’e (minimum verimlilik değerlerine) sahip binden fazla filtreyi New York şehrinin okullarına kısa sürede ulaştırabilecek yerel bir tedarikçi buldu. Bu çabalar, öğretmenleri güvende tutmaya yardımcı olurken aynı zamanda bahar aylarını, profesyonel yükümlülüklerini yerine getirmek ve çocuklarının uzaktan eğitim sürecini yönetmek için çabalamakla geçiren çalışan ebeveynler için potansiyel bir can simidi oldu. Çalışanların ofislerine dönmesi, bir mülk sahibi olarak Speyer için de iyi olacağından o da hem eğitim hem de çocuk bakımı sunan New York şehrindeki okulların yeniden açılmasının önemini biliyordu. Speyer, “Vatandaşlar olarak yapabileceklerimizi yapıyoruz” diyor.

Geçtiğimiz birkaç ayda Tishman Speyer’ınki gibi, toplumları yeniden ayağa kaldırmaya yönelik kurumsal çabalar maalesef oldukça nadirdi. Oysa iş dünyası liderlerinin elinde, pandemi döneminde Amerikalı çalışanların üzerine yığılan bazı yükleri hafifletmek ve şirketlerin, yatırımcıların ötesindeki paydaşlarına karşı yükümlülükleri olduğu şeklindeki yaygın fikri hayata geçirmek için bir fırsat var. Ancak şu anda evlerinde tıkılıp kalan ofis çalışanlarının üretkenliğini artırmaya (ya da en azından korumaya) daha çok odaklanıyorlar.

Şirketler, pandemi boyunca beyaz yakalı çalışanların önüne ek olanaklar yığdı: Performans değerlendirmelerini askıya aldılar, çalışanları “ev tatiline” çıkmaya teşvik ettiler ve paylaşımlı bisikletler, online terapiler ve hatta sanal sihirbazlık gösterileri gibi yan haklara yatırım yaptılar. Yakın zamanda gerçekleşen işten çıkarmaların ve ücretsiz izinlerin mavi yakalı kadınları orantısız şekilde etkilediğini düşünürsek, tüm bu ilgi ve özeni zengin-fakir hikayesi olarak çerçevelemek kolay olurdu. Aslında bu tür ek olanaklar, bazı bilgi işçilerinin Covid ile ortaya çıkan huzursuzluklarının üstesinden gelmesi için yeterli olabilir.

Ancak ebeveynler için durum böyle değil, özellikle de muhtemelen şu an en yoğun baskı altında olan çalışan anneler için… Bu yılın başından bu yana 2 milyondan fazla kadın işgücünden ayrıldı ve bu, neredeyse tüm gelir gruplarında ağırlığını hissettiren; işi, eğitimi ve çocuk bakımını dengelemenin uzun vadeli yüklerini ortaya çıkardı. Çalışan anneler paylaşımlı bisikletlere ihtiyaç duymuyor. Sihirbazlık gösterilerineyse kesinlikle ihtiyaçları yok. İhtiyaç duydukları şey, şirketlerinin daha iyi kurumsal vatandaşlar olarak hareket etmesi ve tüm gelir gruplarındaki ebeveynlerin günlük ihtiyaçlarını giderecek politikaları desteklemesi.

Düşünce kuruluşu New America’nın Better Life Lab programının direktörü ve aynı zamanda Overwhelmed: Work, Love, and Play When No One Has the Time kitabının yazarı Brigid Schulte, bu konuda “Özellikle son 40-50 yılda çoğu şirketin beyni; aile hayatının özel, hükümetin kötü olduğu ve serbest piyasanın her şeyi çözebileceği şeklindeki neoliberal fikir ile yıkandı” diyor ve ekliyor: “Kamu politikalarına dair çözümler, neredeyse konuşulmayacak kadar tartışmalı gibi.”

Bu yaygın varsayım, en çok da çalışan ebeveynler ve çocuk bakımı söz konusu olduğunda bu kadar bariz bir noktada. Tıpkı toplumda olduğu gibi, iş dünyası liderleri de çalışan ebeveynlerin karşılaştığı zorlukları, kolektif problemlerdense bireysel sorunlar olarak görüyor. Dolayısıyla pandemi sürecinde, bireysel çözümler tasarlamak için akla gelebilecek her türlü kaynağı kullanıyorlar. Bir çalışan yan hakkı olarak okul çağındaki çocuklara sanal özel dersler sunan startup TutorMe’nin, bu yılın üçüncü çeyreğinde kurumsal müşterilerinden gördüğü ilgi, birinci çeyrektekinin 30 katıydı. Kadınların işgücüne katılımını artırdığı görülen, evrensel okul öncesi eğitim ve ücretli aile izni gibi politika önerileriyse iş dünyasından gelen oldukça kısıtlı bir destekle, yıllardır devlet ve federal hükümet seviyesinde tıkanmış durumda.

İlerici politik duruşuyla bilinen Salesforce (geçmişte LGBTi+haklarına karşı düşmanca tavır sergileyen eyaletleri, boykot etmekle tehdit etmişti), pandemi patlak verdiğinde çalışan ebeveynlere altı haftalık ücretli izin verdi. Ayrıca ebeveynlere, ayda beş gün ve her gün için 100 dolara kadar olmak üzere yedek çocuk bakımı desteği sunuyor. Aynı zamanda şirketin merkezinin bulunduğu San Francisco’daki devlet okulları, yeniden açılacakları tarihe dair henüz bir zamanlama olmaksızın kapalı; bölge idaresi tarafından ebeveynlere çocuk bakımı sunmak için kurulan öğrenme merkezleriyse öğrencilerin yalnızca yüzde 3,3’üne hizmet verecek kapasitede.

Şirketin kamu yararı için, çalışan üretkenliği ve eğitim arasında bir bağlantı kurma gibi bir planı yok. Salesforce’un küresel yan haklardan sorumlu genel müdür yardımcısı Abigail Hollingsworth, politikaya katılım hakkında sorulduğunda, “Benim görevim insanlarımıza nasıl yardımcı olabileceğimizi öncelik haline getirmek” diyor ve ekliyor: “Şu an odağımızda bu var. Daha doğrudan yardım edebileceğimiz insanlara yardım etmemiz gerek.” Hollingsworth, şirketin gelişiminin bir göstergesi olarak, Salesforce’un esenlik anketlerini işaret ediyor. Haziran’da küçük çocuğu olan Salesforce çalışanlarının yüzde 33’ü ev ve işi dengeleyebildiğini söyledi. Eylül itibarıyla bu oran yüzde 51’di.

Şirketlerin, soruna karşı kapsamlı çözümler üretmeyen yaklaşımı hiç şüphesiz hasara, hatta belki de ciddi bir yıkıma yol açıyor. Sadece Eylül’de 865 bin kadın işgücünden ayrıldı; Çalışma Bakanlığı verilerine göre bu sayı, erkeklerin dört katı. Hazirandan bu yana evli kadınlar için istihdam artışı yüzde 0,3 oranında düşerken bekar kadınlar için yüzde 7,6 arttı. McKinsey & Company’nin tahminlerine göre pandemi, kadınların ve beyaz olmayan kadınların kıdemli liderlik rollerinde daha fazla temsil edilmesine yönelik altı yıllık ilerleyişi yok edebilir. Başka bir deyişle, işverenler hem asgari ücretle çalışan hem de yönetici seviyesindeki kadınları yüz üstü bırakıyor.

İşverenler toplumun iyiliğini desteklemek istese bile genellikle asıl noktayı gözden kaçırıyor. Örneğin, New York’ta beyaz yakalıların bağlı olduğu çoğu büyük işveren, uzun zamandır Kathryn Wylde’ın başkanlık ve CEO’luk görevini üstlendiği kâr amacı gütmeyen nüfuzlu bir kuruluş olan Partnership for New York City’ye üye. Organizasyon bahar ve yaz aylarında, gelişen koronavirüs kriziyle mücadele ederken ortaklık, üyelerinin önceliklerine dair bir anket yürüttü. İşverenler sırasıyla en çok sağlık, ulaşım ve çocuk bakımıyla ilgilendiğini söyledi. Ancak ortaklık, Temmuz’da ekonomik iyileşme için “harekete geçme çağrısını” yayınladığında okul ve çocuk bakımına dair fikirleri, şehrin online eğitim yetkinliklerini güçlendirmek üzerinde yoğunlaşıyordu. Bu, tam zamanlı çalışma ve Zoom temelli eğitimin tam zamanlı gözetimi şeklindeki ikili yükü hafifletmeye pek de yardımcı olan bir çözüm değil. Üstelik New York şehri Kasım’da okulları yeniden kapattığında (ama bu yazı yazılırken, restoran ve spor salonlarına dokunmadığında) iş dünyası liderlerinden hiç ses çıkmadı.

Wylde, işverenlerin bu zamana kadar “sempatik” olduğunu, çalışan ebeveynler için “esneklik sunmaya” odaklandığını söylüyor ve gelecekte esnekliğin, işgücünün kalıcı bir parçası olacağını öngörüyor. Yalnızca altı ay önce bu, çalışan ebeveynlere cezbedici ve cömert gelebilirdi. Şimdiyse sabahın erken saatlerinde bilgisayarlarının başına geçen ve gece geç saatlerde kalkan ebeveynlerin çoğu için “esneklik”, tükenmişlik demek.

Bu durumda iyi bir haber varsa o da şu ki; iş dünyasının, çoğu “çalışan anneler” olan yeni nesil kadın liderleri, önceki jenerasyonun yaklaşımındaki kısıtlı noktaları fark ediyor. Çalışanların ailelerine yönelik yan haklar sunan startup Cleo’nun CEO’su Sarahjane Sacchetti, içinde anne babaların olduğu grup konuşmalarındaki herkes için aylardır oldukça bariz olan bir şeyi açıklıkla dile getiriyor: “Çocuklarımız evden ayrılmadıkça işe dönmek mümkün değil.” Ve C-seviye yöneticilerin, kendisi gibi daha fazla insanın bu şirketleri yönettiğini görselerdi bu basit gerçeğin farkına çok daha erken varacaklarını ekliyor.

Sacchetti, işverenlerin özellikle kadınlar ve istihdama dair veriler vahim bir hal aldığı ve okulların yeniden açılması rahatlıkla 2021’e sarktığı için politik meselelerle ilgilenmeye açık olduklarına yönelik tedbirli bir iyimserlik içinde. “İnsanlar artık nihayet bu konuya dikkat veriyor ve önümüzde bir bitiş çizgisi görünmediğini fark ediyor” diyen Sacchetti, son zamanlarda işverenleri, eyalet meclislerinde ücretli aile izni için momentum oluşturan savunucu grup PL+US (Paid Leave for the United States) gibi organizasyonlarla tanıştırıyor.

PL+US’in 2016’dan beri devam eden çalışmaları, çalışan ebeveynlerin günümüzde aslında yıllardır karşılaştığı zorlukların aynılarını, yalnızca daha yoğun ve açık bir şekilde deneyimlediğini gösteriyor. Kaygı ve tükenme, COVID öncesinde çalışan ebeveynler için “normal”i tanımlıyordu. Şimdiyse Amerika’nın kurumsal dünyası için kaygı ve tükenmenin, çalışan ebeveynlerin yeni normalini tanımlayıp tanımlayacağına karar verme zamanı.

Pandemi, beyaz olmayan kadınların kıdemli liderlik rollerinde daha fazla temsil edilmesine yönelik altı yıllık ilerleyişi yok edebilir.

DÖNÜM NOKTASI

Pandemi, çalışan anneleri her açıdan olumsuz etkiledi. Gelin detaylara bakalım.

İŞGÜCÜNE KATILIM

Pandemiden önce annelerin işgücüne katılım oranı (2019)

İSTİHDAM ARTIŞI

Hazirandan bu yana gerçekleşen istihdam artışı

KAYBOLAN ZAMAN

Ebeveynlerin stres, kaygı ve bakım sorumluluklarından dolayı bir iş gününde kaybettikleri saatler

EKONOMİDEKİ HASAR

Çalışan ebeveynlerin üretkenliğinin düşmesiyle GSYİH’de gözlemlenen haftalık kayıp

İŞ ESNEKLİĞİ

Pandemide bakım sorumlulukları olan çalışanlara esneklik sağlamanın önemi

KİTLESEL AYRILIŞ

Eylül 2020’de işgücünden ayrılan 20 yaşından büyük insanların sayısı

OKULLARIN YENİDEN AÇILMASI

Yüz yüze eğitim için açık olan bölgelerin yüzdesi (bölgesel olarak)

İllüstrasyonlar Josh Cochran

Kaynaklar: Soldan başlayarak saat yönünde: U.S. Bureau of Labor Statistics; Federal Reserve Bank of St. Louis; “State of Working Parents Study”, Cleo; Center on Reinventing Public Education (Devlet Eğitimini Yeniden Tasarlama Merkezi); ABD Çalışma Bakanlığı; SAP/AP-NORC Center Anketi “How is the Coronavirus Pandemic Affecting the Workplace?”

İLGİLİ İÇERİKLER:

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ilgin-Ozdemir-Yazgan

İhtiyacını girişime dönüştürdü

Vahap-Kucuk

Vahap Küçük: “Değişime gerek kalmadan değişmek gerekiyor”