in , , ,

Heykeltıraş’ın çölde buzul hedefi

Ap Verheggen, sıra dışı bir sanatçı… UNESCO’nun IHE birimi eski kültür elçisi.. Yaptığı işleri New York Times’tan, CBC’den, discovery channel’dan takip ettiğimiz heykeltıraş… Heykeltıraş olarak başladığı sanat hayatını, Kutuplara yaptığı yolculuk, buzulların erimesini gözlemlemesi etkiledi. Bu dönem sonrası hem hayatında hem eserlerinde iklim değişikliği ile mücadele ağır bastı. Eserlerini bu alanda verdi, mühendislerin bile zor bulduğu ‘Çölde su kaynağı yaratma projesi’ne hayat verdi. Bu ve benzeri birçok çığır açıcı, yenilikçi eserleriyle sadece sanatçılara değil, bilim insanlarına ve iş dünyasına da ilham veriyor.

Ap Verheggen

YAZI: KIVILCIM PINAR KOCABIYIK

Academie Beeldende Kunsten Maastricht’ten mimari tasarımcı olarak mezun oldu. Üniversite devam ederken heykeltıraş olarak eserler verdi, bir yandan da çeşitli kurumlarda görevler üstlendi. Ağırlıklı olarak sivil toplum örgütlerinde çalıştı, fakat heykel ve film yapımcılığı yanı ağır bastı. Mezun olduktan sonra ilk heykellerini Avrupa çapında sergilemeye başladı, sanat dünyasının dikkatini çekti. Hollanda kraliyet ailesinin de yakından takip ettiği bir sanatçı oldu.

Kendi deyimiyle, bugünkü kariyerinin ilk işaretlerini o dönemde veriyordu: “İlk yıllarda eserlerim çoğunlukla doğadan ilham alan serbest çalışmalardan, şirketlerin talep ettiği çeşitli boyutlardaki heykellere kadar uzanıyordu.”

Temalarının çoğu doğa ve doğal süreçlerden ilham alıyordu. Çok küçük yaşlardan beri doğadan büyülendüğü belirten sanatçı, en büyük hayaline 1990’larda Kuzey Kutbu’na giderek ulaştı. Kendi deyimiyle hayal dünyasını orada buldu. Kanada’nın en kuzeyi, Grönland, Spitsbergen ve Avrupa’nın kuzeyinin üst taraflarının benzersizliğini keşfetmişti. İnsanlar ve kültürün doğayla doğrudan bir bağının olduğu, bozulmamış yabani hayatın içinde yaşıyordu:

“Dünyanın bu güzel parçasında yıllarca yolculuk yaptıktan sonra yer kürenin çok hızlı bir şekilde değiştiğini fark ettim.”

Dünyaca ünlü sanatçı Ap Verheggen’den söz ediyoruz. O dönemde yaptığı yolculuklar sonrasında, “Kutupta yaşayanların hayatta kalabilmek için kültürlerini de aynı hızda buna uydurmaktan başka seçenekleri yoktu” diyordu. Dünyaya kutuplardaki erimenin ne denli hızlı olduğunu göstermek için Kuzey Grönland’da sürüklenen bir buz dağının üstüne helikopterler ile iki büyük heykel yerleştirmeyi kapsayan bir sanat projesini hayata gecirdi. Bu proje film haline getirildi ve sonra da “Iceberg Riders” ismiyle yayınlandı. Bu kısa filmi de izlemenizi tavsiye ederim , izleyince dehşete düşmemek elde değil.

Ap Verheggen, Kutuplardan aldığı ilhamı sonraki dönemde içindeki yaratıcılığın etkisiyle farklı yerlere taşıdı, özellikle su konusuna odaklandı. Verheggen, bu dönemi, çok önemli etkiler yaratacağını düşündüğü eseri ‘Sun Glacier’ i ve hedeflerini anlattı:

SunGlacier nasıl doğdu?
Kuraklık, iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği en önemli sorunlardan biri. Görünen o ki kuraklık yakın bir zaman içerisinde Avrupa’yı da etkileyecek. Bu endişelerimden yola çıkarak yeni bir proje başlatmaya karar verdim: SunGlacier. Bu proje bana en ilham veren, bir yandan da beni en çok zorlayan projelerimden oldu. Çıkış noktası ise iklim değişikliği ile mücadele de insanlık mevcut teknolojiyi kullanarak nasıl çözüm yolları bulabilir, etkilere nasıl daha kolaylıkla sağlayabilir soruları oldu.

Proje, sıcak ve kuru çölün ortasında tamamen kendi kendine çalışabilen bir buzul inşa etme fikriyle başladı. Su havadan gelecek, enerjiyi de güneşten elde edecekti. Elektrik şebekesinden yüzde 100 bağımsız bir sistemden söz ediyoruz.

2 yıl süren bir araştırma ve pek çok yayından sonra, odak noktamı buzdan suya çevirmem konusunda çok talep aldım. Amazon Yağmur Ormanları gibi dünyanın en beklenmedik bölgelerinden bile talepler geldi.

Yağmur olmadan havadan su hasadı yapmak ve buz üretmek birçok kişiye çılgınca geldi. Değişik alanlardan çok sayıda uzman, en başından beri boşa kürek çektiğimi söylediler. Herkes için yeni bir su kaynağı olabilecek, pahalı olmayan ve az enerji tüketen bir makine geliştirmek onların gözünde “olanaksız bir görev” idi. Neyse ki 4 yıldan beridir bir mühendis arkadaşımdan, Peter Van Geloven’den yardım alıyorum.

Su kıtlığına çözüm nerede?
Aslında her şey mümkün… İhtiyacımız olan zaman ve başarıya götüren yeni yollar bulmak için sonsuz bir enerji… Yeni teknolojim için en önemli başlangıç noktalarını “ Güneş ışığını, havayı ve yerçekimini maksimum faydayla kullanmak” oluşturuyor. Bu unsurlar ise bedava ve her yerde mevcut.

İnsanlar dünyanın sıcak bölgelerinin, gözle görülmese bile havada okyanuslar dolusu suya sahip olduğunun farkında değil. Yağmur yağmasa bile sıcak hava, soğuk havadan çok daha fazla su tutabilir. Su kıtlıkları için çözüm altımızda değil, üstümüzde, yani havada bulunuyor..

Şu anda güneş enerjisiyle çalışan prototipleri inşa etmeyi başardığımız noktadayız. Hava sıcaklıkları çok yükseldiğinde ve nem oranı tamamen düştüğünde, klasik teknoloji verimli çalışamaz oluyor. Yeni teknolojimiz ise gezegenimizin en sert koşullara sahip noktalarında bile çalışıyor: Diğerleri durduğu zaman bile çalışan bir sistem tasarladık.

Tüm bu “sanatın bilimle buluştuğu” projelerde çalışırken bile sanat ve film için harcayacak bir zamana ihtiyacım var. Bu benim kafamı rahatlatıyor. Yakın zamanda Hollandalı bir şarkıcı ve söz yazarı projelerimle ilgili bir şarkı yaptı. Ben de son yılların en muhteşem kayıtlarını seçip bunları sürreal bir ortama yerleştirerek bir video klip oluşturdum. Şarkı ve klip bu yıl yayınlanacak. Projeler böyle daha keyifli bir hal alıyor.

SunGlacier ile su üretmek!
SunGlacier Projesi “sanatın bilimle buluştuğu” bir proje olarak başladı. Projenin sanat unsuru başından beri çok önemliydi: Sıcak ve kuru bir çölde bir buzul inşa etmeyi planlayan adamla giderek daha fazla insan ilgilenmeye başladı, bu yüzden de çabucak basının dikkatini çekti.

Mali’de güneş enerjisiyle bağlantılı klasik teknolojiyi test ettik, fakat havadan verimli bir şekilde su elde edebilmek için tamamen yeni bir teknolojiye ihtiyacımız olduğunu öğrendik. Özellikle de 50 derecenin üstünde sıcaklıklara ve ölçüm cihazlarımızdaki en düşük seviyeden bile daha az neme sahip olan bu sert çöl iklimleri için. Eve döndükten sonra, yeni bir teknoloji tasarlamaya başladık ve başarılı da olduk. Sert çöl iklimlerini bir iklim odasında taklit ettik ve harika bir sonuca vardık; gerekli olan düşük enerjiye rağmen elde ettiğimiz su miktarı hayal bile edemeyeceğim boyutlardaydı.

Pek yakında dünyaya yayılacak olan yeni bir teknoloji geliştirdik, test ettik ve patentini aldık. Sadece içme suyu elde etmek için değil; bizim teknolojimiz tarım, seralar ve endüstri için de yeni bir su kaynağı olarak uyarlanabilir. Günde 5 litreden bin litreye kadar.

Çevreci hareketi desteğin anlamı
Ben bir aktivist değilim, daha çok endişeli ama herkes için pozitif bir geleceğe inanan bir dünya sakiniyim. Doğa her zaman değişmiştir, fakat şu sıralar daha önce eşi benzeri görülmemiş, bilinmez ve tahmin edilemez etkiler yaratan hızlarda değişimlerle karşılaşıyoruz. Sadece tek seçeneğimiz var: Derhal harekete geçmeliyiz, hemen şimdi.

“Konuşmanın” zamanı geçti. Her şey şimdiki haliyle kalsa bile büyük sorunlarımız var: Dünya çapındaki ekonomik büyüme ve nüfus artışı durdurulamaz halde. Doğal kaynaklar azalırken, temiz içme suyu talebi patlıyor.

Geleneksel yaklaşım yeterli değil, acilen yeni düşünür ve aktörlere ihtiyacımız var. Yepyeni fikirleri gerçeğe dönüştürecek vizyonerlere ihtiyacımız var.. Sanatçılar, bilim adamları ve geleneksel sınırları geçmeye katkıda bulunabileceğini düşünenler arasında büyük ve sağlam bir köprüye ihtiyacımız var.

Iceber Riders ve İklim Değişimi
“Iceberg Riders” filmi ve projesi, dünya çapında insanlara iklim değişiminin hızı ve Kuzey Kutbu’ndaki doğa ve kültür üstüne etkilerini göstermek için yapıldı. Buzdağının üstüne, uzaya yeni gönderilmiş bir uyduya bağlı olan bir GPS sistemi yerleştirdik. İngiltere’deki bir üniversite bu sanat projesi aracılığıyla Kutuptaki değişen su akıntıları hakkında bir araştırma yapmakla ilgileniyordu. Ne yazık ki “İklim Değişikliği” projemizin planlarını beklenmedik sıcaklık artışları bozdu. Eserlerin yerleştirilmesinin üzerinden sadece birkaç hafta geçtikten sonra, sıcaklık +20°C’ye yükseldi, ki normalde -20°C’dir. Biz en az sekiz yıllık bir yolculuk hesaplamıştık, fakat buzdağı bu yüksek sıcaklıklar yüzünden çok erken dağıldı…

Teknolojimiz şu anda piyasaya çıkmak için hazır durumda. Bir sonraki adım ise teknolojimizi tüketici ürününe dönüştürebilecek bir üretim şirketi bulmak. İlk toplantılar gerçekleşti, bu yüzden umuyoruz ki makineler yakında piyasaya sürülebilecek.

* Ap Verheggen’in projeleri için SunGlacier.com ve ApVerheggen.com sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

“KURU ÇÖLDE BUZUL İNŞA EDECEĞİM”
Bu kadar yıldan sonra umarım yakında odağımı tekrar sudan buza çevirebilirim. Bundan sonraki hedefim sıcak ve kuru çölde bir buzul inşa etmek. Daha sonra dersler verip sunumlar yaparak insanlara karşılaşacağımız yeni sorunlara çözümler bulmaları için ilham vermek isterim. Bu son teknolojimiz o kadar yeni ki yeni uygulamalar icat etmeyi çok büyük bir zorluk olarak görüyorum.

“Suya ihtiyacımız kalmayacak”
Ap Verheggen, yakın zamanda bir sanat projesi olarak kapalı alanda tahıl yetiştirmeyi başardığını söylüyor. Bu projenin çok iddialı hedefleri olduğunu paylaşıyor.

  • Güneşten su
    Tüm su dışarıdaki havadan elde edildi, büyütme ışıkları 2 günlük enerjiyi 1 günde verdi ve kapalı alanda su geri dönüşümü yapıldı. Tüm proje enerjisini güneşten aldı.
  • Susuz Tarım
    Bu, bana göre artık yiyeceklerimizi yetiştirmek için suya ihtiyacımız olmadığının bir kanıtıydı. Artık lokasyon bile önemli değil.
  • Kendi suyunu üret
    Ayrıca havadan su elde etme sistemi olan yeni şehir ve ev tasarımlarıyla da ilgileniyorum. Sadece birkaç yıl içinde çoğu insan kendi çevresindeki havadan kendi içme suyunu elde edebilecek.
  • Yeni fikirler
    Makinelerin egzozu soğuk havadan oluşuyor. Bu, yiyecek ve içeceklerinizi soğutmak için ideal. Tüm bu seçenekler ve fikirler artık uygulanabilir.
  • Karbon izi
    Yaptığım her şeyde kendime şu soruyu soruyorum: “Karbon ayak izimi ne şekilde azaltabilirim?”

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Vadideki Unicorn Adayı

Yapay zekayla eğitim geliştirilebilir