YAZI: M.RAUF ATEŞ
Ünlü tenis oyuncusu Novak Djokovic, “Kazanmak İçin Varım” (Serve to Win) kitabını 2013 yılında yazmıştı. Tenise başlayan ve bu spor alanında ilerleyenlerin önemli bir bölümünün okumaktan keyif aldığı bu kitapta, 6 yaşından zirveye çıktığı döneme kadar yaşadıklarını ve deneyimlerini anlatıyordu:
“Altı yaşındaydım. Pete Sampras o gün Wimbledon’u kazanmıştı. İzledikten sonra onun izinden gitmeye karar verdim.”
Djokoviç’in bu kitabını okuyanlardan biri de 6 yaşında tenise başlayan Zeynep Sönmez’di. Tenisin ilk yıllarında “Kazanmak İçin Varım” kitabını okuyup, ondan çok etkilendiğini anlatan Sönmez şöyle devam ediyordu:
“O kitapta Djokoviç’in glüten alerjisi olduğunu ve bir dönem hiç çikolata yemediğini öğrendim. Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nı kazanınca, ‘Tek istediğim bir parça çikolata’ demiş.”
Djokoviç’in yeteneğini bir başka tenis oyuncusu Yugoslav Jelena Genčić daha 4 yaşında keşfetmişti. Sönmez’in yeteneğinin farkına ise okuldaki öğretmenleri varmıştı. Ondan öncesinde ise ailesinin yazdırdığı yaz spor okulunda kendini keşfetmesi vardı. Fırsat buldukça basketbol sahasından kaçıp, büyük raketleri alıyor ve kendi kendine tenis oynuyordu. Bir gün tenis antrenörünün durumu fark etmesiyle hayatında yeni bir sayfa açılmış olacaktı.
Zeynep Sönmez, 6 yaşında başlayan tenis kariyerine çok sayıda başarı sığdırdı. En son başarısını ise Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nda yaşadı ve 3’üncü tura yükselen ilk Türk tenisçi oldu.
Türkiye’nin başarısını yakından izlediği Zeynep Sönmez, Avustralya’dan sorularımızı yanıtlarken daha çok yetenek, stres yönetimi, kariyer ve yenilgilerle başa çıkma konularına odaklandı:

Tenisle kaç yaşında tanıştınız? Aileniz sporu ve tenisi destekliyor muydu?
Tenise altı yaşımda başladım. O yaşta kort benim için bir oyun alanıydı ama bir yandan da kendimi en özgür hissettiğim yerdi. Topun sesi, raketin hissi, o koşma hali beni hemen içine çekti. Ailem sporu destekleyen bir aileydi ama tenisi en baştan “profesyonel hedef” olarak koymadık. Zamanla hep birlikte anladık: Bu benim için sadece oyun değil, bir yol.
Eğitim ve sporu bir arada nasıl yürüttünüz?
Aslında ikisini bir arada götürmek çok kolay olmadı. Zaman zaman ikisinden de fedakârlık yaptım. Ama bu süreç bana disiplin ve denge kazandırdı. Bugün sahada verdiğim kararların ve stresle başa çıkabilmemin temelinde o yıllarda öğrendiklerim var.
Yetenekli olduğunuzu nasıl fark ettiniz? Yeteneğinizi ilk keşfeden kim oldu?
Benim ilk tenis antrenörüm olan Şener Hoca potansiyelimi fark etti. Sonrasında tenisle farklı bir bağ kurdum. Korttaki yeteneğimden ziyade, gelişime açık olmam devam etmemi sağladı.
Tenis hayatınızdaki en kritik dönüm noktaları nelerdi?
2023 yılındaki Roland Garros ön elemelerinde üç maç kazanıp ilk kez Grand Slam ana tablosuna kalmam benim için unutulmaz bir andı. Bir diğer önemli dönüm noktası ise 2024 sezonu sonunda kazandığım ilk WTA şampiyonluğu oldu. Ama beni en çok değiştiren ve dönüştüren anlar, kaybettiğim dönemlerdi. Çünkü her yenilgi bana sabretmeyi ve devam etmeyi öğretti.
Tenis bireysel bir spor gibi görünse de takım oyunu ile benzerlikleri var mı?
Tenis oynarken sahada tek başınasınız ama arkanızda bir ekip varsa gerçekten kendinizi daha güçlü hissediyorsunuz. Bireysel spor, aslında doğru insanlarla birlikte yürümeyi gerektiriyor.
Binlerce kişinin önünde oynarken stresi nasıl yönetiyorsunuz? Hatalardan sonra nasıl toparlanıyorsunuz?
Öncelikle maç sırasında stresi yok saymaya çalışmıyorum. Onu kabul ediyorum. Hata yaptığımda durup nefes alıyor, ardından da yapmam gerekenleri kendime hatırlatıyorum. Her seferinde bir adım daha atıp pozitif düşünmeye odaklanıyorum. Benim kortta öğrendiğim en önemli şeylerden birinin bu olduğunu söyleyebilirim.
Kaybettiğiniz maçlardan sonra kendinizi nasıl yönetirsiniz?
Aslında maç kaybından sonraki ilk anlar çok zor oluyor… Çünkü bu çok insani bir durum. Ama daha sonra skora değil, sürece bakıyorum. O maçın bana öğrettiklerini, oradan ne aldığımı düşünüyor ve bunlara odaklanıyorum.
Teniste çok hızlı, saliselerle ölçülebilen kararlar alıyorsunuz. İçgüdü mü, analiz mi etkili oluyor?
Yaptığım antrenmanlar analizle dolu. Antrenmanların bilinmeyen tarafını bu analizler oluşturuyor. Maç baskısı olmadan, maçta gelecek baskıya önceden bilinçli şekilde hazırlanıyorum. Maçtaki kararlar ise artık bilinç dışı olarak otomatik çalışıyor. Ama o bilinçdışı kararların, yılların çalışmasının bir sonucu olduğunu da söylemek lazım.
Kendinizi antrenmanlar dışında nasıl geliştiriyorsunuz?
Dinlenerek, okuyarak, fikirlerine ve tecrübelerine güvendiğim insanlarla sohbet ederek. Zihni beslemeden beden ilerlemiyor. Spor psikolojisi ve sağlıklı performans konuları son dönemde özellikle ilgimi çekiyor.
Başarıyı belirleyen faktörleri yüzde olarak ayırmanız gerekse, nasıl bir dağılım yapardınız?
Çalışma, ekip ve zihinsel dayanıklılık; hepsi aynı oranda çok önemli. Ama başarı genelde bedelini ödeyenin kapısını çalıyor.
Nihai hedefiniz nedir?
Kısa vadede ilk 50’ye girmeyi ve Grand Slam’lerde ikinci haftaları görmeyi hedefliyorum. Uzun vadede ise sadece kazanan bir sporcu olarak değil, insan olarak da iyi ve ilham veren biri olarak hatırlanmak istiyorum.
Ailemin yazdırdığı yaz okulunda sadece yüzme ve basketbol vardı. Ben basketbol antrenmanlarından kaçıp tenis kortuna gidiyordum. Büyük raketleri alıp kendi kedime oynuyordum. Bir antrenör beni fark etmiş, ailemle konuşup tenise yönlendirmek istemiş. Aslında tenise başlama hikayem biraz da kendi azmimle oldu.”

BAŞARININ İLK 3 KURALI
- Sabırlı olmak.
- İstikrarlı gidiş.
- Kendinle dürüst bir ilişki.
MENTAL AÇIDAN İYİ OLMAK İÇİN ÖZEL PROGRAM YAPIYORUZ”
- EKSİKLİKLER Önce kortta ve kort dışında nelerde zorlandığımı, hangi konularda sıkıntı yaşadığımı belirliyoruz. Bunlar doğrultusunda bir program belirliyor ve her gün çalışıyoruz.
- FİZİK YETERLİ OLMAYABİLİR Nasıl tenis antrenmanı yapıyorsam, bu konular üzerinde de çalışıyoruz. Çünkü, bazen çok iyi oynayabiliyor ve fiziksel anlamda çok iyi durumda olabiliyorsunuz. Ancak, mentaliniz kötüyse, iyi oynasanız bile olumsuz sonuç alabiliyorsunuz. Bu nedenle ben bu konuya önem veriyorum, çünkü benim oyunumda çok etkili oluyor.
ZEYNEP SÖNMEZ’E İLHAM VERENLER
- Sessizlik, evim ve dua…
- Seyahatlerde bile kendime küçük “durma anları” yaratırım. Bu anlarda müzik dinler ve yürürüm.
- Ve ailem… Onlar bana her zaman merkezimi hatırlatır.


