in , ,

Global merkez farkı

2021 yılının ilk 3 ayında yatırım alan 62 startup’tan 52’sinin genel merkezi yurt dışında… Bu önemli saptama, global merkezli girişimlerin daha başarılı olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

global merkez farkı

YAZI: İPEK KOŞAN

Garanti Ödeme Sistemleri’nin eski genel müdürü Mehmet Sezgin, bu görevini bıraktığında, kariyer yoluna girişimci olarak devam etme kararı alacaktı. Yıllardır çalıştığı alanda, ödeme sistemlerinde bir girişim başlatmayı planlıyordu. Fikir hazırdı, şirketi başlatmak için doğru adresi arıyordu. Araştırmaları sonunda yeni girişimi için adres olarak ABD’yi seçme kararı aldı. myGini’nin kurucusu Mehmet Sezgin, San Francisco’da startup’ına başlama kararlarını şöyle not etmişti:

  • Şirketin en önemli pazarı ABD idi. Bu ülkede çok sayıda şirket ve iş yeri faaliyet gösteriyordu.
  • Şirket kurma hızlı ve kolayca gerçekleşiyordu. Maliyeti ise çok düşüktü.
  • Bir de sermaye yapısında esneklik vardı. Paydaşlar arasında hisse dağıtımı ve para bulurken hisse yapısındaki değişimler, herhangi bir bürokrasiye takılmadan, avukatlar aracılığı ile çok hızlı hallediliyor.

myGini’nin kurucusu ve CEO’u Mehmet Sezgin, bu avantajları dikkate alarak şirket merkezi olarak San Francisco’yu seçmesinin, bugün ne kadar doğru bir karar olduğunun altını çiziyor. “Her şeyi çok daha kolay hallettim” diye konuşuyor.

Mehmet Sezgin’in altını çizdiği avantajların daha fazlası da var. Ağırlıklı olarak şirket merkezlerini ABD ve İngiltere’de konumlandıran startup’lar, hayatlarını kolaylaştıran avantajlar sayesinde, daha fazla yatırım alıyor, doğal olarak daha hızlı büyüyorlar.

Startups.watch’ın araştırmasına göre 2021 yılının ilk 3 ayında kurucusu Türk olan 62 startup 509 milyon dolar yatırım aldı. Tiko Kurucusu Sina Afra, bu rakamda çok önemli bir detaya dikkat çekiyor: “Yatırım alan startup’ların çoğu şirket merkezini yurt dışına taşımış veya doğrudan orada kurmuş olanlardan oluşuyor.” Sina Afra’ya göre, bu 62 şirketten 52’sinin merkezi, en azından hukuki olarak yurt dışında bulunuyor. Afra, “Bunun arkasındaki nedenleri tartışmak ilginç olabilir. Muhtemelen yabancı yatırımcıların Türkiye’ye duyduğu güvensizliğin bir yansımasıdır” diye ekliyor.

Vadi’de değişen hayat
Girişimci Şahin Boydaş’ın iş hayatı 2012 yılına kadar Türkiye’de geçti. Bu tarihe kadar çeşitli girişimleri oldu. Deneyimleri sonrasında kritik bir karar aldı: “Yeni ve büyük başarılar için global deneyim önemli. Bu nedenle Silikon Vadisi’ne gitmeliyim.” Çünkü, iyi fikirler bulduğuna inanıyor, ancak onları büyütmek için yeterli desteği göremiyordu. “Daha önce düşündüğüm ama uygun ortamı bulamadığım için hayata geçiremediğim girişim fikirlerinin milyar dolarlık şirketlere dönüştüğünü görmek bana Silikon Vadisi’ne gelmem gerektiğini gösterdi” diye konuşuyor:

“İlk şirketim MovieLaLa’yı 2012 yılında kurdum. En temel avantajım milyar dolarlık şirketleri bünyesinde barındıran ve yeni girişimcileri destekleyen bir ortamın parçası olmamdı. Hızlı network kurabiliyor, sürekli yeni şeyler öğrenebiliyor ve fonlara ulaşabiliyorduk. Bu ortamda ilk projemde ortağımla birlikte başarıya ulaştık, şirketi Gfycat’e sattık.”

Ardından RemoteTeam adlı girişimi kuran Boydaş, global merkezli şirket olmanın avantajları için şunlara dikkat çekiyor:

  • Amerika, Avrupa’ya göre şirket kurmak için geniş birçok seçeneğe sahip.
  • ABD’de girişimcileri destekleyen eyaletler var. Bunlardan yararlanarak startup kurmak ve faaliyeti yürütmek çok avantajlı…
  • Silikon Vadisi hayatımda birçok şeyi değiştirdi. Burada hayatta kalmaya çalışmak, beni profesyonel olarak geliştirdi.
  • Vadi’nin kültürü, tanıştığım kişiler, yatırımcı görüşmelerim ve deneyimlerim, beni bugün olduğum girişimci yapan bir yolculuktu.”

İki girişimcinin tercihi
Siber güvenlik alanında girişimi olan Picus Security Kurucu Ortağı Volkan Ertürk, şirket merkezi için ABD’yi seçti. Diğer olanaklarının yanı sıra onun ve kurucu ortağının temel bir nedeni var: “Bazı ülkeler ve iş ortaklarımızın Türkiye ile iş yapma iştahı çok düşük.” Bu ve global merkezli olmanın diğer avantajları nedeniyle Picus, şirket merkezini San Francisco’da kurdu, Londra ve Singapur ile Türkiye’de ofisler açtı. Volkan Ertürk, bu stratejinin nedeni için şunları paylaşıyor:

“Siber güvenlikte ABD ve Birleşik Krallık şirketleriyle çalışmaları konusunda deneyim ve tercihleri sebebiyle geçtiğimiz yıllarda ABD’de bir şirket kurduk. ABD ve bazı coğrafyalarla olan projelerimizi bu şirket üzerinden gerçekleştiriyoruz. ABD operasyonu hem maliyetli hem de karmaşık olmasına rağmen, yurt dışında elimizi kuvvetlendirmesi amacıyla bu adımı attık.”

Eğitim teknolojisi alanında başarılarıyla öne çıkan Kunduz’un kurucu ortağı Başar Başaran, genel merkezin yurt dışına taşınma gerekçesini yatırımcı tercihine bağlıyor. “Y Combinator, Social Capital ve First Round Capital, bizim ilk yatırımcılarımız oldu. Bu 3 şirketin yatırım yaparken ilk koşulu Delaware C-Corp olmamız idi. Bu koşul sadece bizim için değil, her yatırımları için geçerliydi. Bu, Silikon Vadisi yatırımcılarına gitmek için bir hijyen kriteri. Global melek yatırımcı ve VC’lere bunu ilk toplantıda netleştirmemiz her zaman güven verdi.”

ABD’de yaşayanların sırrı
Massive Bio Kurucu Ortağı ve CEO’su Selin Kurnaz, uzun yıllardır ABD’de yaşıyor. Şirket merkezini o ülkede kurmasının bir nedeni olarak buna dikkat çekiyor. Ancak, biyoteknoloji alanında çalıştığından, ABD’nin, girişimi için çok önemli olduğunun da altını çiziyor:

“Aslında kanser genetiği üzerine gelişmeler için Amerika’dan başka çok da bir seçeneğim yoktu. Bunun çok yararını gördüğümü de söyleyebilirim. Çünkü, ABD’de çalıştığım konuda bilinçli bir pazar var.”

Kurnaz, Türkiye ile kıyaslama için çok fazla deneyimi olmadığına da dikkat çekiyor: “Yüksek lisans ve çalışma hayatımın tamamını Amerika’da geçirdiğim için çok objektif olarak karşılaştırma imkanım olmadı.”

IRIS Family Ofis Kurucu Ortağı ve CIO’su (yatırım sorumlusu) ve çeşitli girişimlerin kurucusu Matt Oğuz da ABD’de uzun yıllardır yaşayan girişimcilerden. Bir kıyaslama yapmaktan kaçınıyor ama startup’lar için global merkezli olmanın avantajlarına dikkat çekiyor:

“Eğer startup, ürün ve pazar bağlamında avantaj görüyorsa, yurt dışına açılabilir. Bazı girişimler belli coğrafyalarda çalışır, bazıları ise global alanda başarılı olabilir. Global alanda bir başarı şansı görülüyorsa, ABD benzeri bir ülkede ofis açılabilir. Uzaktan çalışmanın çok yaygın olduğu böyle bir ortamda genel merkezi ana ülkede tutmak da mümkün olur.”

BillionToOne Kurucusu Oğuzhan Atay, eğitimini ABD’de tamamladığı için, genel merkezini bu ülkede kurmuş. Ancak, global şirket yaratmak için, ABD benzeri ülkelerde bulunmanın önemine inanıyor. Bu yararları ise şöyle sıralıyor:

  • Bizim gibi biyoteknoloji şirketleri için çok geniş bir altyapı sunuyor.
  • Bu sektördeki alet ve ürünlere hızlıca ulaşabiliyor, insan kaynağı konusunda sıkıntı çekmiyoruz.
  • Çok fazla yatırım gerektiren bir alandayız. Y Combinator ve benzeri yatırım kuruluşlarının ilgisi giderek artıyor.
  • Standford ve UCSF gibi üniversitelerin en üst düzeydeki tesislerini, oradaki milyon dolarlık ekipmanları çok düşük bütçelerle kullanabiliyoruz.

Dubai’nin bölgesel avantajı
Şirket merkezlerini Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olarak seçen Justmop’un çıkış noktasını, önceki deneyimleri oluşturuyor. Şirketin kurucu ortakları Kerem Kuyucu ve Çağatay Özcan, Yemeksepeti’nin Körfez bölgesindeki operasyonları için görevlendirilmişlerdi. Bir yandan ülkeye yerleşirken, diğer yandan da Yemeksepeti için çalışıyorlardı. Bu sırada boşluğu görüp Justmop’u Dubai merkezli kurmaya karar verdiler. Hayatlarının doğal akışına uygun olarak Dubai’yi seçseler de orada olmanın avantajlarına da dikkat çekiyorlar:

  • Bölgedeki yüksek alım gücünü gördük. Talepteki büyüme çok etkileyici.
  • BAE, aynı zamanda Orta Doğu’daki çok sayıda ülke vatandaşının en çok yaşamak istediği yer konumunda. Bu nedenle kilit pozisyonları alma konusunda elimizi güçlendirdi.
  • Para birimlerinin ABD dolarına sabitlenmiş olması nedeniyle döviz bazında gelir elde ediyoruz. Bu, bize Türkiye’deki yetenek havuzundan insan çekmek konusunda avantaj sağlıyor.

2021 yılının ilk 3 ayında yatırım alan 62 startup’tan 52’sinin genel merkezi yurt dışında… Bu önemli saptama, global merkezli girişimlerin daha başarılı olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

BARIŞ ÖZAYDINLI
FitWell Kurucu ve CEO

MERKEZİMİZİ NİYE LONDRA’YA TAŞIDIK?

SAĞLAMLAR AYAKTA KALIR “Biz ilk yatırımımızı 2016’da, merkezleri Londra’da bulunan Microsoft Ventures Accelerator ve Founders Factory’den aldık. Bu yatırımlarla beraber, kurucu ortağım ve CTO’muz Ahmet Taha Şakar’la birlikte Londra’ya geldik ve yaklaşık 6 ay burada çalıştık. Geçirdiğimiz bu sürede, şirketin global bir şirket olabilmesi için merkezinin önemli olduğuna karar verdik. Şirketin uluslararası piyasalara açılabilmesi için global bir ekibin ve kültürünün çok önemli olduğu gerçeği ile karşılaştık. Burada çok dinamik bir girişim ve yatırım ekosistemi var. Bu sistemden çok beslendiğimizi gördük. Bunun üzerine şirket merkezini Londra’ya taşıdık ve kendimiz de buraya yerleştik.”

BATU ŞAT
Mall IQ Kurucu Ortak ve CEO

NEDEN ABD’Yİ SEÇTİK?

  • Çok iyi network olanağı sunuyor, fikir haklarının korunmasında çok iyi bir ülke.
  • Delawer C-Corp (vergi ve kurulum kolaylığı sağlayan genel şirket statüsü) tipi şirketler yatırım alma konusunda çok şanslı.
  • Hızlandırıcı programlara katılım
    konusunda seçenekler çok.
  • Erken aşamada hızlı ve az sayıda hukuki işlem ile yatırım alabildik.
  • Global müşterilerle iş yaparken, ABD merkezli şirket olmanın ek güven verme özelliği var.
ORKUN OĞUZ
CY Vision CEO

“Şirket merkezimizin Silikon Vadisi’nde olması sayesinde hem risk sermayesi yatırımcılarına hem de bizim için hedef olan otomotiv sektörüne yakın olduk. Özellikle otomotiv şirketlerinin Ar-Ge birimleriyle iletişim şansımız arttı. Ayrıca, optik gibi Türkiye’de kısıtlı olan bir sektörde insan kaynağına erişim şansını da yakalamış olduk.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

onarici-liderlik

Onarıcı liderlik

basari-tesadufleri-sever

Başarı tesadüfleri sever mi?