in , , , ,

Murat Ülker: “Şirket satma fikrine alışmam 1 yılımı aldı”

Yıldız Holding YKÜ Murat Ülker sorularınızı yanıtlıyor.

murat-ulker-sirket-satma-fikrine-alismam-1-yilimi-aldı
murat-ulker
Murat Ülker

Murat Bey, yıllardır Afrika’nın potansiyelini konuşuruz. Siz dünyayı da gezen bir iş insanısınız. Başta gıda sektöründe olmak üzere, Afrika’nın potansiyeli için neler söylersiniz?
Yıllardır Afrika’nın potansiyel olduğu söyleniyor. Ama bu poyansiyelin nasıl gerçekleşeceği tam bir muamma. Bu, Türkiye’deki kişi başı çikolata ve bisküvi tüketimini, İsviçre’deki çikolata, İngiltere’deki bisküvi tüketim seviyeleriyle karşılaştırıp, bir gün Türkiye’nin o seviyelere geleceğini düşünmek gibi bir şey.

Oysa İsviçre’deki, İngiltere’deki beslenme kültürü farklıdır. Bizim beslenme talebimizde çikolata ve bisküvinin yeri kendimize özgüdür. Afrikalıların, Amerikalılar ya da Avrupalılar gibi yaşama istekleri yok. Haftanın 5 günü çalışıp, hafta sonu eğlenip, sonra pazartesi yine iş başı yapma gibi bir öykünmeye sahip değiller. Afrika’da hayat böyle akmıyor.

Orada gördüğümüz en başarılı iş alanları olarak GSM şirketleri ve şişelenmiş şu şirketleri öne çıkıyor… Düşünebiliyor musunuz, insanlar kuyu açıp su ihtiyaçlarını giderecekleri halde, şişelenmiş kuyu suyunu tüketmeyi tercih ediyorlar.

Afrika, tüketim ürünleri açısından gelecek vadeden bir kıta ama inovasyon ve teknolojik gelişim açısından aynı şeyi söylemek zor. Doğu ülkelerinden birine tren gelmiş, daha önce 3 günde gidilen yere 1 günde gider hale gelince yöre halkı “Biz şimdi kalan 2 gün ne yapacağız?” demiş.

Aklıma bir de anım geldi; zengin Afrika ülkelerinden birindeyiz. Yaklaşık 2.5 milyon nüfusu var. En önemli gelir kaynağı, elmas. Öyle bir Afrika ülkesinden söz ediyorum. Almanca ve İngilizceyi iyi bilen, meslek sahibi bir eşlik edenimiz var. Seyahat ederken kamyonetin arkasında yer kalmayınca ona “amirim sen bekle” dendi. Dört saat sonra geri döndüğümüzde o kişi milim kıpırdamadan aynı yerde bekliyordu. Anlayacağınız, başka hiçbir şey yapmayı düşünmemiş o kişi. İnisiyatif almak yok. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Sizin ambalaj ile ilgili bir yazınıza denk geldim. Her sektörde ambalaj önemlidir. Bu önem artıyor mu, iyi ambalajın birkaç önemli özelliği nedir?
Ambalaj konusunda firmalarımızda bir global anlayış geliştirmeye çalışıyoruz. Bu konuda çalışanları eğitiyoruz. Yeni bir mamul, yeni bir ambalaj görünce ne hissederim, biliyor musunuz? Sanki bayramlıklarını giymiş çocuklar, büyüklere ziyarete gidecekler. Yani ambalaj benim için çok önemlidir.

Tabii ki her yönüyle önemli, koruyucu ve bilgilendirici olması da çok kritik. Ambalaj konusunda bir akrostiş kullanıyoruz, IMPACT*D modelimiz var: “I” Brand identity (marka kimliği), “M” Maintain consistency (tutarlılığı sürdür), “P” Product appeal (ürünün cazibesi), “A” Attract attention (dikkati çek), “C” Consumer focus (tüketicine odaklan), “T” Think execution (uygulama mükemmelliği), “D” Be digital(dijital ol). Niye akrostiş bunlar? Uzun izaha gerek kalmıyor, herkes böylece kısa yoldan anlıyor ve iletişim kuruyor.

Yakın zamanda okuduğunuz ve etkilendiğiniz bir iş kitabından çıkardığınız 3 önemli dersi/mesajı paylaşır mısınız?
Son zamanlarda okuduğum Ram Charan’ın 2009 tarihli “Ekonomik Belirsizlik Çağında Liderlik” kitabından söz edeyim. Bu arada bu kitabın yeni şartlardaki yorumunu Ram Bey’in kendinden de dinlediğimi belirteyim. Birkaç notumu paylaşayım:

  1. Belirsizlik dönemlerinde önceliğiniz nakit ve tüketicinizdir. Nakit getirecek şekilde pazar büyümesi yapılmalı, satış ve pazarlama bölümleri de bunun farkında olmalı. Nakit stoka bağlanmamalı.
  2. Bu dönemlerde aradan engelleri kaldırıp mümkün olduğunca çok çalışan ile doğrudan görüşüp yönetim faaliyeti yoğunlaştırılmalı. İş yerinde çalışanlardan yüzde 2’si, yüzde 90 etki yaratır. Kim olduğunu bulup bunlara odaklanmalısınız.
  3. E-ticaret ve dijital dünya alternatifleri ile tüketicilere daha kişisel çözümler, ürünler, paketler sunulmalı.

Son dönemde “çevik liderlik” kapsamında çevik yönetim, çevik takımlar gibi konuları çok duyuyoruz. Siz “çevik” yönetime nasıl bakıyorsunuz?
Teknoloji şirketleri daha önce de yapılan işleri yeni isimlerle piyasaya sunuyorlardı. Bunun da iki nedeni var. Bir tanesi, kendi sektörlerini, işleri, yapılış biçimlerini farklılaştırmak istemeleridir…

Bir diğeri ise geçmiş iş pratikleri ile ilgilenmeyip, gerçekten farklı olduklarını düşünmeleridir.

Şu anda “çevik”liğin nasıl uygulanması gerektiği konusunda bile bazı proje yönetimi toplulukları anlaşmazlığa düştü. Süreci ezberden kurtarmaya yaradığı düşünülen, ekiplerde daha fazla düşünmeye önem veren “çevik 2” hareketi konuşulmaya başlandı.

Başta vurguladığım gibi, çeviklik gerçekten de yeni bir şey değil hep yaptığımız ve vazgeçmememiz gereken bir alışkanlık. Sabri Bey derdi ki; en büyük avantajımız 2-3 kişi olarak her zaman her yerde toplanıp anında çok önemli kararları alabilmemizdir. Çeviklik bir felsefeyse, bu felsefeyi Sabri Bey’in dediğinden daha iyi özetleyen bir bakış açısı düşünemiyorum.

Girdiğiniz çok sayıda iş gibi çıktığınız işler de oluyor. Şirket satmak sizin için nasıl bir duygu yaratıyor? Zor mudur?
Şirket kurmak kolaydır, başarmak zordur. Şirket satmak ise aklınızdan bile geçirmek istemeyeceğiniz bir şeydir. Şirket satma fikrime alışmak için 1 yıl boyunca neredeyse her hafta Mahmut Ünlü Bey’le görüştüm ve kendimi bu işe alıştırdım.

İşinizi sevmeniz, işinize odaklanmanız sizi gerektiği zaman o işi satmak, o işten çıkmaktan alıkoymamalı.

Biz global yolculuğumuzda, ana işlere odaklanıp, daha iyi bir konuma gelebilmek için son birkaç yılda 30’dan fazla işimizden başarıyla çıktık. Sıkı para politikası ve verimlilikle yaklaşık 4.5 milyar dolardan fazla borç ödedik. “Şirketi sattım, parasını yedim” olmaz. Çok şükür, sattığımız işlerin hepsinde de markalar berdevam, kimse “sizden yumurta aldım, sarısı çıkmadı” diye kapımızı çalmadı. İşin bu yönü bizim için çok önemlidir.

“İLK 2’DE DEĞİLSEK SEKTÖRDEN ÇIKIYORUZ”

  • SABRİ BEY’İN ÖĞÜDÜ
    Biz mecburiyetten gıda dışında işlere de girdik. Ambalaj yoktu, o işi kurduk. Maya yoktu, o alanda üretime girdik. Sabri Bey’in biz bu işlere girerken bir öğüdü olmuştu: “Yeni gireceğiniz alanlarda ya birinci ya da ikinci olun”. “Çünkü, üçüncü şirketi kimse hatırlamaz” diye de eklemişti.
  • İLK 2 ÖNEMLİ
    Biz de Sabri Bey’in öğüdüne uyarak, yeni kurduğumuz şirketleri, birbirine omuz versinler diye değil, tek başlarına ayakta dursunlar diye çaba gösterdik. Tire Kutsan ve Polinas gibi şirketlerimiz vardı, alanlarında birinci idiler. Yağ ve donuk gıda işinde de birinciyiz. Mesela, Penta Teknoloji diye bir şirketimiz var. Elektronik ürün dağıtımı yapar. Onda da sektörde ilk 2 arasında yer alıyoruz.
  • DÜNYA MARKASI OLMAK İÇİN
    Neticede biz gıda/atıştırmalık dışındaki tüm işlerimizden çıkıp, dünya çapında gıda işine odaklanmak istiyoruz. Bütün gayemiz de bu yöndedir. Bu nedenle de belli bir işi yapmakta, ona odaklanmakta yarar var. Ancak böyle bir yol izlerseniz, dünya çapında bir yere gelebiliyorsunuz. Bu sayede bisküvide dünyada 2’nci, çikolatada da 6 ya da 7’nciyiz. Demek ki, çikolatada daha fazla çalışmamız gerekiyor.

NEPOTİZM, EN BÜYÜK TEHLİKE

“Bizde böyle bir şey yoktur. İşe girmek için şöyle bir kural vardır. Tanıyanlardan, eş-dosttan bana iş için müracaat edenler olur. Benim bunlar için yapacağım torpil, bir mülakat imkanı sağlamaktır. Çünkü, genelde binlerce mülakat olur ve o arkadaşlar mülakata çağrılmamış olabilir. Ben o başvuruyu ilgili arkadaşlara iletirim, incelerler, böyle bir uygun iş var ve kriterleri karşılıyorsa, çalışabilirler. Başvuruda ‘eşitler arasında öncelik’ tanınabilir. Ancak, kendi akrabam, kendi çocuğum için dahi en fazla yapabileceğim budur, bundan fazlası mümkün değildir. Çünkü, benim kayırma yapmamın zararı kendime kötülüktür.”

AİLE ŞİRKETLERİ İÇİN 2 KURAL

Aile şirketlerinin 2’inci, 3’üncü nesillere geçiş oranları düşüyor. Doğru. Bunu engellemenin sihirli bir formülü yok. Ancak, benim iki önemli kuralım var. Birincisi, iyi niyettir, ikincisi ise çok çalışmak. Bu ikisi olunca, diğer şeyler çok daha kolay hallediliyor.

BELİRSİZLİK DÖNEMİNE ÖZEL RAM CHARAN’DAN ÖĞRENDİKLERİM

Ram Charan belirsizlik dönemlerinde liderlerde 6 temel özelliğin olması gerektiğini söylüyor:

  1. Dürüstlük ve güvenilirlik.
  2. İlham verme yeteneği.
  3. Gerçeklikle gerçek zamanlı bağlantı.
  4. İyimserlikle yoğrulmuş gerçekçilik
  5. Tam saha yönetimi
  6. Geleceği kurmak için cesaret.

Not: Bu 6 maddeyi Ram Charan ile yaptığım özel sohbetten aktarıyorum. “Belirsizlik döneminde” liderlerin temel özelliklerini anlatmak için kullanmıştı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI:

Yazar: Fast Company Türkiye

©Fast Company Dergisi, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş. tarafından Türkiye Cumhuriyeti yasalarına uygun şekilde yayınlanmaktadır. Fast Company’nin isim hakkı ABD’de Mansueto Ventures’a, Türkiye’de Fast Dergi Yayıncılık A.Ş.’ye aittir. Dergide yayınlanan yazı, tablo, fotoğraf ve görsellerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

sina-afra-etki-yatırım

Etki yatırımının geleceğini çok parlak görüyorum

Ayvalık, Bodrum ve anlam